|
Azınca Genç Gay İstiyorum! (Hakan 32 Y., İzmir)
Bir akşam evde viski içip internette takılırken Şeref Dayı
aradı. Bazı işleri olduğunu, bana danışmak için
İzmir'e geleceğini söyledi. Uçağının saatini
öğrendim ve ertesi gün onu karşıladım. Miras
davasından ve ticaret davasından dolayı kutladı beni önce.
Miras davasından hakkımı alamadığımı
bildiğini ama telafi edeceğini söyledi. İzmir'de bazı
alım satım ve emlak işlerine girdiğini söyledi. Bazı
konularda fikrimi alıp ciddiyetle dinledi beni. Bu şirketlerde
kendisini temsil etmemi istiyordu. Bana güzel bir ofis
tutacağını söyledi. Tüm masraflar ondandı. 1 senelik
kirayı da peşin ödeyecekti. Ayrıca İzmir'e çok sık
gidip geleceği için benim de kalacağım güzel de bir daire tutmak
istiyordu. Tüm masraflar yine ona aitti ve yine 1 senelik kira peşindi.
Hatta iyi bir yer olursa satın bile alabileceğini söyledi. Ertesi gün
onu yolcu ederken yer bakmamı ve ona haber vermemi tembihledi ciddi
şekilde.
Hemen emlak sitelerine girip araştırmalara başladım. İzmir'in
çok iyi bir semtinde, merkezde bir ev vardı. Daha önce de ofis olarak
kullanılmıştı. Geniş bir salonu, 4 tane büyük
odası vardı. Kira belki biraz pahalıydı ama Home-Office
olarak kullanabileceğim bir yerdi. Telefonda bütün bunları
anlattığımda Dayı dikkatle dinledi ve "Tamam tut o
zaman, ama içi çok güzel döşensin, misafirlerim geldiğinde mahçup
olmayalım, hiçbir masraftan kaçınma sakın!" dedi, 1 haftaya
kadar da biriyle geleceğini söyledi. Sonra da bana bir dava daha
yönlendirdi gider ayak. Ancak bu seferkiler bir hayli önemli insanlardı.
İzmir'de bu kadar tanıdığının olmasına
şaşırmıştım biraz.
Evi tutup bu işlerden iyi anlayan bir arkadaşımın da
yardımıyla en güzel şekilde döşedim. Salon çok
şık bir ofis olmuştu. Oturma grubu, çalışma
masası, toplantı masası, dosya dolabı ve asistan
masası vardı. Bunlara rağmen de hiç de çok dolu görünmüyordu.
Bir odayı yatak odam yaptım. Güzel bir yatak, gardrop. Şeref Dayının
yatak odasına ayrı bir özen gösterdim. Öbür odayı da oturma
odası gibi yaptım kendime. 2 divan ve koltuktan oluşan bir
oturma grubu, büyük bir TV, sehpa. Kalan odayı şu an ne yapacağımı
bilemiyordum pek. Bir yatak aldım oraya. Ufak bir dolap ve masa koydum.
Misafir gelirse de burada yatar işte diye düşünüyordum. Koridorun
ortasında yaptırdığım kapı da ofisi evden ayırıyordu.
3 gün sonra geldiğinde havaalanından onu kendi arabamla
aldım bu sefer. Yanında 19-20 yaşlarında gösteren, esmer,
uzun boylu ve çok yakışıklı bir delikanlı vardı. Alper'di
ismi. Sessiz biriydi. Şeref Dayının gözünün içine bakıyordu
birşey lazım olur mu diye. Onları alıp ofise götürdüm
hemen. Çok heyecanlıydım Şeref Dayıya göstermek için. Daha
girerken semti de binayı da çok beğenmişti. İçeri girince
de ona evi, ofisi, odaları gösterdim.
Salonda koltuklara oturduğumuzda sigarasını yaktı. Ben,
"Bir çay yapayım!" derken Alper hemen fırladı, "Ben
yaparım abi!" diyerek. Mutfağa girerken Şeref Dayı
bana bakıp (Bırak yapsın!) der gibi bir işaret yaptı.
Çayları içerken kısa bir iş sohbeti de yaptık. Bugün beni
iş yaptığı insanlarla tanıştıracaktı.
İş, aile ve diğer konularda biraz sohbet ettikten sonra evden
çıkıp şirketleri gezdik. Akşama kadar bir sürü insanla
görüştük. Arazi ve binaları gezdik. Büyük düşünüyordu gerçekten.
5-6 milyon dolara yakın iş vardı ortada.
Yaptığımız görüşmelerde bile iki tane davayı
almıştım.
Yemeği dışarıda yedik birkaç kişiyle. Alper
sürekli olarak Şeref Dayının yanındayken bana da
bakıyordu birşey lazım olur mu diye. Bir iki defa ona bakmaktan
kendimi alamamıştım ben de. Giydiği kot pantalon biraz
eskiydi. Tişörtünün de rengi solmuştu. Tişört biraz dar
gelmişti ve kaslarını çıkarmıştı ortaya.
Kızları ne biçim siker bu, eline düştü mü bayıltır
diye şöyle bir alıcı gözle bakmaktan alamadım kendimi.
Ayakkabısı da eskiydi çok. Şeref Dayının bu tür
şeylere dikkat ettiğini bilirdim. Yanında olan birinin böyle
gözükmesini istemezdi. Ama bu genç kimdi, niye bizim yanımızda böyle
dolaşıyordu onu anlamamıştım halen. Tam bir erkek
güzeliydi ama orası kesin. Akşam yemeğinden sonra eve geçtik.
Oturma odasında biraz TV izledik beraber. Alper bu sefer rakı, su
ufak tefek meze ayarlayıp getirdi bize. İş konuşmaları
derken de yatıp uyuduk. Misafir odasında yattı Alper de.
Sabah kalktığımda uyanmıştı o da. Çok
saygılı bir şekilde bana, "Günaydın!" dedikten
sonra kahvaltıyı hazırlamaya devam etti. Şeref Dayı da
uyandı o sırada. Kahvaltı sonrası beraberce büyükçe bir AVM'ye
gittik Şeref Dayının isteği üzerine. Alper'e üç pantolon,
gömlekler, birkaç kazak, mont, iç çamaşırları derken
çorabına kadar bütün giyeceklerini aldı. Elleri torbalarla doluydu ve
yüzünde saklayamadığı bir mutluluk vardı. Şeref Dayı
sürekli telefonla görüşürken elbiseleri almasına ben
yardımcı oldum. Çok saygılıydı bana karşı.
Ama oldukça tutuk, çekingen bir gençti. "Sen seç!" dememe rağmen
bir şey demiyor, ne verirlerse, "Tamam!" diyordu. Bir pantolonu
denediğinde dar geldi. O an sağa yatırdığı sikini
fark ettim. Fark edilmeyecek gibi değildi gerçi. Tezgahtar
kızların ilgisinden etkilenmişti anlaşılan
delikanlı. O da aynaya bakınca görmüş,
kıpkırmızı kesilip değiştirmeye soyunma
odasına girmişti. Elbiseleri aldıktan sonra oyalanmadık
fazla ve ofise döndük. Bütün torbaları taşıyordu Alper.
İçeri girdikten sonra salona yerleştik Şeref Dayı ile.
Alper'i çağırdı ve "Yeğenim al şu parayı da
aşağıdan bize bir şişe o benim sevdiğim viskiden
al. Fındık fıstık falan da al hadi. Gelince biraz çık
da dolaş sen de. Biz Hakan abinle birşeyler
konuşacağız!" dedi.
Ben sessiz bir şekilde Şeref Dayıya bakıyordum. Alper çıktıktan
sonra anlatmaya başladı. Bizim oradan bir köydenmiş Alper.
Rahmetli babasını tanırmış. Annesi de bir
akrabasıymış Şeref Dayının. Şerefsizin
tekiymiş babası ona göre. İki karısından 9 tane
çocuğu varmış. Öldükten sonra Alper biraz daha idare etmiş
ama annesi de ölünce bunu evden uzaklaştırmışlar. Biz
konuşurken Alper de gelmişti. O gelince Şeref Dayı konuyu
değiştirdi. Şişeyi, bardakları, buzları getirip
çerezleri tabağa koydu. Biz içkileri doldururken Şeref Dayı da
ona izin verdi. Biraz anlar gibi olmuştum işin rengini.
Anlaşılan bu evde yalnız olmayacaktım. Annesi de ölünce
Alper sağda solda takılır olmuş. Sokaklara kadar
düşmüş. Şeref Dayı sahip çıkmış sonra ve bir
kasabada işe koymuş bunu bir tanıdığın
yanında. 16 yaşlarındaymış o zaman. Anlatırken
durdu ve viskisinden büyük bir yudum alıp sustu. Sigarasını
yakıp derin bir nefes çekti. "Ben bunu işe koydum da meğer
adamlar da bir çobana vermişler bunu yanında dursun iş
öğrensin diye. O çobanlar da anlayacağın..." sustu bana
bakıp. Anlamamı ister gibiydi.
Biraz merakla baktım. Anlar gibi olmuştum, ama kolay söylenecek
birşey değildi. "O çobanlar çocuğu kullanmış
işte. Hepsi birden sikmişler senin anlayacağın. Benim
kulağıma geldiğinde olay büyüdü tabii ki. İki tanesini
benim yeğenler.... anladın işte. Neyse artık.
Anlayacağın Alper'i aldım oradan. Artık bizim oralarda pek
yapamaz. Bir senedir bende duruyor. Katır gibi çalışır. Her
işi de kolayca öğrenir. Benim yazıhanede bilgisayarı falan
da iyice öğrendi hemen. Liseyi de bitirdi orada. Okusun bu yiğenim.
Akıllı ve dürüst biri. Ben olaya karışınca zaten
işler de biraz büyüdü. Bir süre uzak durması lazım bizim oradan.
Yani diyeceğim..." deyip sustu ve bana baktı.
Sağa sola gidecek, bazı basit işleri takip edecek bir
elemana zaten ihtiyacım vardı benim de aslında. Ama burada
kalacak olması biraz canımı sıkmıştı.
İnternetten genç bir gay ayarlamıştım bile, yarın
akşam buluşmayı düşünüyorduk onunla. O iş de
yatmıştı şimdi. Birşey diyemezdim ama Şeref Dayıya.
Hayatta elde ettiğim herşey onun sayesindeydi. Bir şekilde idare
edeceğiz artık diye düşünüp, "Tabii ki kalsın burada.
Yazık delikanlıya. Ben ona iş de öğretirim, okuması
için de yardımcı olurum. Senin isteğin emirdir bizim için.
Boş oda da var zaten kalır işte burada!" deyince güldü
omuzuma vurdu memnuniyetini belirterek. "İyi biridir merak etme. Bu
olaylar 3-4 sene önce oldu ama halen çok durgun haliyle. O gidince ben daha
rahat idare ederim onun meselesini de!" dedi. Gözleri çakmak çakmak
olmuştu bunu derken. Anlaşılan bir hayli
dağıtacaktı ortalığı orada.
Sıkı içiyordu Şeref Dayı. Biz şişeyi bitirmek
üzereyken de Alper geldi. Benimle kalacağını, sözümden
çıkmamasını sıkı sıkı tembih etti ona. Elini
öptü Şeref Dayının Alper. Benim de elimi öpmek isterken ben
çevirdim elimi. Sonra odasını gösterdim. Banyoyu falan anlattım
ona. Ertesi sabah Şeref Dayı gitti. Pazar sabahı ofiste ona
çalışmaları anlattım. Baro, adliye, bankalarda
yapabileceği işleri anlattım. Bilgisayarı gösterdim. Gayet
de iyi biliyordu bilgisayar kullanmayı. Yazışmalarımı
da temize çekebilirdi. Elinden yemek yapmak da geliyordu.
Ve böylece Alper ile beraber yaşamaya başladık. Ona hiç
başka gözle bakmıyordum. Acıyordum biraz aslında. Çok
saygılıydı bana. Beyim beyim derken bana Hakan abi demesini
öğretmem bir haftamı almıştı. Bir ayın sonunda
ise verdiğim bütün işleri yapar hale gelmişti.
Yazılarımı temize çekip adliyeye, baroya gitmesi falan çok
rahatlatmıştı beni. Gayet güzel yemek de yapabiliyor ve
ortalığı da topluyordu. Çok durgun, çekingen biriydi.
İş olmadığı zaman mutfakta oturur, iş
sonrası ortalığı toparladıktan sonra da odasına
çekilirdi. Ona cep telefonu aldığımda sesi titremişti
teşekkür ederken. Akşamları beraber oturup TV izliyorduk.
Aslında o gelmiyordu odaya, ama ben çağırmıştım
onu ısrarla. Bazen PS bile oynuyorduk beraber. PES'te beni yenmeye
bile başlamıştı kerata.
İlk maaşını aldığında elimi öptü
teşekkür ederken. Şeref Dayıya da anlattım bu durumu.
Teşekkür edip gülerek bana çok saygı duyduğunu söyledi. Benim
hakkımda basit birşeyler sormuş meğerse Alper'e. Şeref
Dayıyı neredeyse babası gibi görmesine rağmen
sıkılmış anlatmamış birşey. Benim de
hoşuma gitmişti bu tabii ki. Kısa sürede abi kardeş gibi
olmuştuk onunla. Bana alışınca aslında çok sempatik olduğunu
görmüştüm. Yaşadıkları belli ki çok etkilemişti onu.
Bir gün ağır bir grip geçirdiğimde bana çok iyi
bakmıştı. Bütün gece uyumadan beklemişti
ilaçlarımı zamanında almam veya terleyince yardımcı
olmak için. Ben iyileştikten sonra o hasta olunca ben de ona bakmıştım.
Herşey iyi gitse de benim sex konusunda biraz sıkıntım
vardı. Alper evdeyken rahat 31 bile çekemiyordum. Eskiden laptopu TV'ye
bağlar, büyük ekranda pørnø izlerdim. Birini eve getirmem zaten söz konusu
değildi. Alper'e para verip evden uzaklaştırırdım
belki biraz. "Çık üç dört saat sonra gel!" desem gıkı
bile çıkmazdı. Ama anlayabilirdi birşeyler...
Dördüncü ayın sonunda azmaya da başlamıştım iyice.
Bu kadar azınca da hep bir gay ile sikişmek istiyordum. Emre de
şehir dışındaydı ve beni oyalar gibiydi. Bazı
akşamlar film izlerken genelde birşeyler içerdim. Birkaç defa Alper'e
de teklif ettim ama istemedi o. Daha önce içmiş. Ben anlamadım konuyu
önce tam ne zaman diyecekken sessiz kaldı. Geçmişini sorgulamamak en
iyisiydi. Film ve içki sonunda ise oturma odasında uyurdum battaniyeyi
üstüme çekip. Gece bir ara kalkar odama geçerdim uyumaya.
Bir gece dizi izledik Alper'le. Bu son yapılan dizilerin pørnødan
farkı yoktu zaten de bu dizi iyice abartmıştı olayı.
Battaniyenin altında taş gibi olmuştu sikim. Alper'e
baktığımda ise onun da durumunun fena olduğunu anladım.
Kolları battaniyenin içindeydi ve arada sırada hızlı
hızlı hareket ederken durup bana bakıyordu. 5 bölüm izledikten
sonra sikim çatlayacak gibi olmuştu. Odama gidip cep telefonuyla işi
bitireyim bari diye düşünsem de üşengeçlikten kalkamadım.
İçkiyi de biraz fazla kaçırmıştım zaten. Yatma
pozisyonu alırken Alper de anladı. Battaniyeyi çekip
kalktığında ise bir an yutkundum. Gri eşofmanının
önünde bir şişkinlik vardı, ama sanki oraya bir patlıcan
veya salatalık sokulmuş gibi duruyordu. Hızla kalkıp iyi
geceler dileyerek çıktı odadan. Güldüm kendi kendime. 31 çekmeye
gittiği çok belliydi.
Bir içki daha koyup sigara yakarken biraz işleri düşündüm
karanlıkta oturup. Bir ara odanın kapısında bir gölge
gördüm sanki. Alper sessizce kapıya kadar gelip beni kontrol etmişti.
Eh oğlan 19 yaşındaydı. Bu yaşta normaldi gayet. Ben
onun yaşında duvarı sikecek kıvamdaydım da Ozan
yardımcı olmuştu bana. Hiç rahatsız etmedim Alper'i. Rahat
divanda battaniyeye sarılıp uykuya geçtim. 10 dakika kadar sonra
çişim gelince uyandım. Zar zor kalktım divandan tuvalete gitmek
için. Kapıyı sessizce açıp tuvalete giderken tam
karşıda Alper'in odasının kapısı hafif
aralıktı. Kapısını tam kapatmazdı zaten. Çok
hafif bir inleme sesi duydum. Merakla kapının önüne geldim.
Eşofmanını dizlerine kadar indirmiş, üstünü de
sıyırmıştı iyice. Cep telefonundan pørnø bir film
açıktı ve sesi çok kısıktı. Elinde ise tam bir canavar
vardı. Bu kadar büyüğüne hiç denk gelmemiştim.
Kalınlığı benimki kadar vardı ve 20 cm belki daha bile
büyüktü siki. Yavaş yavaş yapsa da hızlanmaya
başlamıştı. Sıvazladıkça öbür eliyle de
taşaklarını bazen de göbeğinin altını
okşuyordu. Dışarıdan gelen loş ışıkta
parlıyordu siki. Hafif bir sesle inliyordu 31 çekerken. Tutamadım
kendimi ve elim sikime gitti izlerken. Daha önce ona hiç bu gözle
bakmamıştım. Evet sikinin büyük olduğunu birkaç defa
anlamıştım. Çok yakışıklı ve küçük
yaşlardan beri çalışmasının sonucu kolları,
omuzları da yapılıydı, ama onu böyle görünce aylardır
sex yapamamanın da sonucu olarak çok etkilenmiştim. Sikinin o mantar
gibi kafasını dudaklarımın arasına alsam ve emerken
ezsem kimbilir nasıl zevk alırdı diye düşünmeden
edemiyordum onu gizlice izlerken.
İyice hızlanmaya başladı. Sanki döver gibi
tokatlıyordu şimdi yarağını. Sol eli
taşaklarındaydı. Ben de sıkıyordum sikimi izlerken.
Sesi çıkmaya başlarken sol elinin aşağı inmeye
başladığını gördüm. O an kasıldım birden. O
hareketi yapmaz, o kadar da değil desem de elini çekip parmağını
emdi ve tekrar aşağıya götürdüğünde başı geriye
düştü. Tam taşaklarının altına götürmüştü
parmağını ve bilekten hareket ediyordu eli. Ses çıkarmak
istemiyordu ama dudaklarının arasından gayet yüksek sesli bir
inleme çıktı. Sikinin kafasından bembeyaz döller
fışkırıp göğüslerine yapışmaya
başladı aynı anda. Ohhh, döller durmuyordu hiç. İşer
gibi attırıyordu. Nefes nefese kalıp durduğunda halen döller
akıyordu sikinin kafasından göbeğine. Elimi zar zor çektim
sikimden. Tuvalete girerken de istemeden de olsa ses yapmıştım.
Girdiğim gibi donumu sıyırdım hemen ve daha 10 saniye sürmeden
boşaldım. Sesimi çıkarmamak için ben de çok
zorlanmıştım.
Ertesi gün çok geç bir saatte uyandım. Pazar günleri Alper'e de izin
vermiştim. Bana kahvaltı hazırlamasına gerek yoktu. Genelde
dışarıdan birşeyler söylüyorduk zaten. Öğlene
doğru uyanınca dün geceyi hatırladım. O kocaman siki,
zevkten kıvrana kıvrana kendini parmaklaması,
boşalması halen gözümün önündeydi. Ona karşı bir hareketim
olmazdı, ama geldiğinden beri ilk defa ona artık başka bir
gözle bakmıştım. Biraz dikkatli incelemeye başladım
onu. Bankaya gidip geldiğinde pantolonundan belli oluyordu siki. Sık
sık tuvalete gittiğini de fark etmiştim. Bir keresinde kapının
önünde durup dinlediğimde içeriden bir inleme sesi gelmişti.
Anlaşılan bu benden de azgındı. Köylerde, kasabalarda
geçmişti hayatı ve İzmir'e gelip fazla giyinmeyi sevmeyen
İzmir kızlarını görünce iyice azmıştı. Gay
hisleri var mıydı, istiyor muydu, yoksa tecavüze uğramanın
getirdiği travma mıydı kendini parmaklaması. Hiç
bilmiyordum bunları.
Ama kendim için de birşeyler yapmam gerekirdi artık. Daha önce sikiştiğim
Emre'ye mesaj atıp yokladım. Müsaitmiş ve onun da canı
istiyormuş. Yer sorunu da yokmuş evi müsaitmiş birkaç gün için.
Alper'e akşam geç geleceğimi söyleyip Salı günü Emre'nin evine
gittim. Giderken yolda düşündüm, Emre tam da Alper'in
yaşındaydı ve ona da benziyordu biraz. Niye onu seçmiştim
ki? Alper'e benziyor diye mi? Evine çıkarken sikim dimdikti. Kısa bir
şort ve tişörtle karşılamıştı beni. Beline
sarılıp kendime çektiğimde hoşuna gitti azgın halim.
Öpüşmeye başlarken yatak odasına sürüklenir gibi
gidiyorduk.
Yatağa oturttum onu ve ayların verdiği abazalıkla
fermuarımı açtığım gibi sikimi ağzına verdim
hemen. O da benim bu halime ayak uydurmuş deli gibi yalayıp emmeye
başlamıştı sikimi. Elimi başına götürüp
bastırıp çekmeye başladım ağzına. Montumu
attım üstümden. İki elimle başından tutup
ağzını sikmeye başladığımda eli
taşaklarıma gitti. Aldığım zevkten gözlerimi
kapattım. Ağzı sıcak ve ıslaktı. Dili her yerime
sürtünüyor, sikimin kafasını yanaklarına sürtüp
damağının altında ezerken sanki yutuyordu. Pantolonumu bile
tam çıkarmamıştım daha. Boğazına kadar soktum.
Bir an öylece kaldığımda yüzü kızardı. Salyaları
taşaklarıma akıyordu. Sertçe çıkardım
ağzından. Emre, "Ne oldu sana Hakan bu gece, feci
azmışsın sen!" derken gözlerime bakıp yüzüne
sürtüyordu sikimi.
Bir anda onu koltuk altından tutup çevirdim yatakta. Götünü
avuçlayıp şortunu çekerken o da domaldı. Bir elini yatağına
öbürünü de duvara koyup kaldırmıştı o güzel götünü.
İkiye ayırdım elimle. Daha önce tadına
baktığım o nefis deliği açılıp kapanıyordu.
Benim geleceğimi bildiği için hazırlamıştı bile.
Parlıyordu kaydırıcıdan. Dibinden tuttum sikimi ve
yaklaşırken bir elimi omuzuna koydum. Prezervatifi falan siktir ettim
o gün. Tükürdüm tam deliğinin üstüne. Sikimin kafasını getirip
hafifçe bastırarak sürdüm iyice. Omuzdan çekip belimi ittirerek sikimin kafasını
içine yerleştirirken canı acımıştı. "Ahhhh,
yavaşş ama, tamam. Senin zaten o. Biraz daha yavaş!" diye
yalvarır gibi inlerken yerleştirip geçirdim içine yarısına
kadar. Debelenip kaçar gibi kıvrıldı önümde. Daha sert çektim
omuzundan ve bir ayağımı da yatağın üstüne koyup
köküne kadar soktum götüne. Sımsıkı sarmıştı
sikimi içine kayarken. Ohhhhh, çok güzeldi bu. Girince bir an
çığlık attı ve boynu yukarı kalktı. Omuzundan
boynuna sarıldım ve kendime çekerken bir daha sokup
çıkardım. Sokup çıkartıyordum durmadan götüne artık.
Gözlerimi kapatmıştım tamamen. O an gözümde Alper vardı
sanki. Sanki onu altıma almış böyle inlete inlete sikiyordum.
Emre artık zevkten inliyordu. İyice
hızlanmıştım. Ter içinde kalmıştım
elbiselerle. Durmadan sokup çıkartırken elimi onun sikine
attığımda o da götünü arkaya verip sallamaya başladı.
Ohhh, sikim içinde sürtünüyordu iyice. Girip çıkıyordu durmadan.
Dayanmak çok zordu buna daha fazla. Abana abana sikmeye başlarken
durdurmadım kendimi hiç. "Ohhh, al Alperciğim, al koyum hepsini,
bak neler yapıyor sana Hakan abin!" diye bağıra
bağıra içine boşalttım tüm döllerimi. Üstüne
yığıldığımda halen içindeydim. Nefesim düzelirken
yavaşça çıkardım içinden ve yatağa uzandım. Tam
boşalırken gözümün önüne Alper'in yüzü gelmişti.
Emre sessizce elini göğsüme koyup dudağımı öptü. "Onun
da haberi var mı senin duygularından?" dediğinde irkildim
birden. Beni öperken soymaya başlamıştı yavaş
yavaş. "Kim bu Alper, merak ettim gerçekten. Çok etkilemiş seni.
İster mi seninle sikişmeyi? Belki beraber de sikişiriz, ne
dersin?" diye konuşurken dudaklarımı, boynumu öpüyordu.
Çırılçıplak kalmıştım ben de. Cevap veremiyordum
ona hiç. Emre, "Onun sikini de böyle emmek ister miydin?" diye
ağzıma verdiğinde ise eme eme sokup çıkarmaya
başladım ağzıma. Sesi kesilmişti küçük sürtüğün.
Başım bacaklarının arasında inip kalkıyor o nefis
sikini sokup çıkartıyordum ağzıma. Emre, "Ohhh, ona da
bunu yaparsan ne istersen yapar sana sonra Hakan. Ohhh, harikasın!"
diye inlemeye başladı. Gülümsedim bir an. Alper'in sikini
ağzıma alsam ne yapardı acaba? O çok saygı duyduğu Hakan
abisinin ağzına verse neler hissederdi kim bilir? Ya daha da ileri
gidersek?
"Hadi konuşma çok. Konuşmaya gelmedim buraya ben!" deyip
yüzüstü uzandım. Emre üstüme çıkıp sürtündü deliğime. Sonra
güzelce emmeye başladı deliğimi. Dilini sokup çıkartarak
ağzını şapırdatarak yalayıp emiyordu
deliğimi. Sonra üstüme çıktı oturur gibi. "O da sana bunu
yapmak ister mi ya? Sen istersin kesin di mi Hakancım?" derken elini belime
sarıp beni haififçe kaldırmış ve birden sikinin
kafasını sokup yavaşça köküne kadar yerleştirmişti
içime. Ohhhhhh, evet, çok isterdim Alper'in bana bunu yapmasını.
Eminim ki delirirdi zevkten. Onu o halde görmeyi, zevkten
kısılmış gözlerle bütün azgınlığı ile
üstümde tepinmesini çok isterdim. Emre durmuyordu. Benim zevk
aldığımı anlamıştı. Ve hatta büyük ihtimalle
o an başkasını düşündüğümü de
anlamıştı. Hızlandı iyice sertçe sikmeye
başladı. Bir süre sonra ikimiz de boşaldık ve yanyana
yattık nefes nefese.
Bir sigarayı paylaşırken Emre gülümsedi ve "Yaa dayanamayacağım
ama ben. Söylemeyecek misin kim olduğunu yaa? Acayip etkilemiş seni
belli ki!" derken göğüs kıllarımla oynuyordu. "Adı
Alper. Seninle yaşıt ve sana anlatamayacağım bir
ilişki var aramızda..." diye biraz anlatmaya başlarken o
sikimi yavaş yavaş öpüp emmeye başlamştı bile. Onun bu
enerjik hali çok hoşuma gidiyordu. Ona bıraktım kendimi. Alperin
gay olup olmadığını sorduğunda ise, emin
olmadığımı söyledim nefes nefese. O kalın sikimi
taşaklarıma kadar ağzına sokup çıkartırken hiç
zorlanmıyor gibiydi. Kalkıp üstüme oturdu sonra. Eliyle sikimi tutup götüne
alırken inledik ikimiz de. "Hadi Alper de yine bana olmaz mı,
fantazi yapalım biraz!" derken hepsini içine sokmuş o güzel
poposunu sağa sola sallıyordu kucağımda. Yüzünde
yaramazlık yapan bir çocuğun ifadesi vardı sanki. Belimi ileri
hareket ettirip daha çok soktum. Ve sonra da hiç durmadan siktim onu.
Boşaldığımda bile tam yumuşamadan devam ettim...
Bir süre uyuyup dinlendim Emre kollarımda yatarken. Onu hafifçe öpüp
uyandırdım gitmek için. Çıkarken her zaman verdiğimden biraz
daha fazlasını vermiştim ona. Eve döndüğümde çok yorgundum.
Saat de bir hayli geç olmuştu. Aralık kapıdan odasına
baktığımda Alper uyuyordu.
[Hakan]
|