|
Komşumuzun Oğluyla Sikişirken Gelen Misafir! (Cengiz 48 Y., İzmir)
Üniversitede okurken iki
arkadaş bir evde kalıyorduk. Ancak ev arkadaşım gay
kimliğimi bilmiyor ve ben de ona hissettirmemek için yoğun bir çaba
harcıyordum. Onun memleketi İzmir'e yakındı.
Dolayısıyla sık sık evine gider beni haftasonları
yalnız bırakırdı. Böyle zamanlarda da ben bayram ederdim.
Yine öyle yalnız bir haftasonu geçirecektim. Akşam
hava karardığında dalgın dalgın eve giderken, eskiden
oturduğumuz apartmandaki komşumuzun oğlu Yavuza rastladım.
Yavuz da üniversitede okuyordu. Benden uzun boyluydu. Vücudu ilgimi çekerdi,
ama malum ortaya çıkıp da birşey diyemezdim. Onu görünce
sevindim, ayak üstü kısa bir hoşbeşten sonra onu eve davet
ettim. Kabul etti ve eve yürümeye başladık. Marketten yemeklik
birşeyler alıp, evde kendimize mütevazı bir akşam yemeği hazırlayıp yedikten sonra salona
geçip sohbete başladık. Doğal olarak, iki abaza erkek bir araya
gelir ve de yalnız kalırlarsa, konu sex
olur.
Hava çok sıcaktı.
Üstümüzü çıkarıp iç çamaşırlarımızla oturmaya
başladık. Komşumuzun oğlu bacak bacak üstüne atıp,
sikinin belli olmasını ustalıkla engelliyordu. Hava cidden çok
sıcaktı ve duş almayı önerdim. Kabul etti. Yavuz banyoya
girdiğinde amacım anahtar deliğinden seyretmekti. Aksilik bu ya,
onu bir türlü göremedim. Birkaç dakika sonra Yavuz banyodan, "Ya su akmıyor!" diye seslendi. Yaşasın! dedim içimden, bizim banyo musluğu yine azizlik
yapmıştı. İçeri girip müdahale etmeliydim. Teklifsizce
kapıyı açıp içeri girdiğimde, Yavuzun benden pek
çekinmediğini ve oldukça rahat olduğunu hissettim. Sanırım
31 çekiyordu ki, siki taş gibi kalkmış,
dimdik ileriyi gösteriyordu. Fena bir yarak değildi, nerden baksan 17 cm
uzunluğunda vardı. Oldukça kalındı ve damarlıydı,
alt tarafı da kıllıydı. İçimden,
Bu yarak ne güzel yalanır, ah bir razı olsa! diye geçirdim. Neyse,
suyu ayarlayıp banyodan çıktım, tekrar salona gittim.
Bu sefer ben
de üstümdekileri çıkartıp evdeki pørnø dergileri
karıştırmaya başladım. Bilerek banyoya havlu
bırakmamıştım. Yavuz mecburen dışarı
çıplak çıkacaktı. O yüzden ben de çıplak hale gelmiştim. Kafamda bu düşüncelerle sayfaları çeviriyor,
ama ne olduğuna bakmıyordum bile. Yavuz, üzerinden sular süzülür bir
halde banyodan çıkıp, "Ya havlu bulamadım!" dedi. "Afedersin
koymayı unutmuşum, dur getireyim." dedim. Havluyu verdim.
Kurulandıktan sonra tam külotunu giyecekken, ben, "Boş ver giyme, bak
ben de çıplağım, böylesi daha rahat, kim
görecek bizi, biraz özgürlüğü yaşasın aletlerimiz. Ben evde
yalnız olunca genelde çıplak otururum!" dedim. Yavuz da, "Alem
adamsın! Peki giymeyim..." dedi ve gülüştük.
Ben onun
vücudunu inceliyordum. Yavuz body ile
uğraştığından çok gelişmiş kasları
vardı. Memeleri nerdeyse yeni yetme bir genç kızınki gibiydi.
Uçları dışarı doğru
sivrilmiş, adeta gel beni em diye feryat ediyorlardı.
Göbeğindeki kaslar ise, düzgün kesilmiş bir tepsi baklavayı
anımsatıyordu. Baldırları da gene
öyle. Hele o kalın dudakları... Bir içim su gibiydi. Hani yumulunca saatlerce emmekten
bıkmayacağınız türden. Sanki doğal ruj sürülmüş
gibi parlak, kalın ve kırmızı dudaklar.
Biraz havadan sudan
konuştuktan sonra konu yine dönüp dolaşıp sekse geldi.
Konuştuklarımızdan ikimizin de sikleri taş gibi
olmuştu. Bir süre YAvuzun vücudunu seyrettikten sonra gözlerinin içine
bakıp, "Ne kadar güzel bir vücudun var. Ne kadar zamanda bu hale geldi?"
dedim. "4 yıldır body'ye gidiyorum. Cidden güzel mi buluyorsun?" diye
sordu. "Evet! Eğer kız olsaydım, şimdi hiç tereddüt etmeden
kucağına oturmuştum bile!" dedim. Yavuz da, "Kucağıma
oturmak için kız olmana gerek yok ki!" dedi
gülerek. Ciddi bir ifade takınarak, "Sen ne demeye çalışıyorsun?"
dedim. "Gayet açık değil mi? İstiyorsan
kucağıma oturabilirsin, ve eğer istiyorsan ben de senin
kucağına oturabilirim, ne var bunda?" dedi gayet doğal bir ifade
ile. Ben şoklardaydım. Bu işin bu kadar kolay
olacağını hiç mi hiç düşünmemiş, binbir çeşit
senaryolar üretmeye zorlamıştım kendimi. Şaşkın şaşkın Yavuzun yüzüne
bakıyordum, hiç sesimi çıkarmadan...
Sessizliği bozan Yavuz oldu,
"Bak, senden saklamayacağım, ben Biseksüelim. Kafama yatarsa erkek
kadın fark etmez, hem sikerim, hem de kendimi siktiririm! Eğer sen de
istiyorsan gel sevişelim!" dedi. "Ben de sana karşı açık
olacağım! Aslında ben erkek vücudundan hoşlanıyorum,
sikmek de, sikilmek de hoşuma gidiyor. Açıkçası seni eve
çağırırken amacım bir şekilde seni razı edip
seninle sevişmekti!" dedim ve daha fazla beklemeden dudaklarına
yumuldum. Gerçekten de o kalın ve etli dudaklar
nefis emiliyordu. Saatlerce emsem doymazdım, ama emilecek başka
yerler de vardı. Bütün vaktimi dudaklara veremezdim,
aşağı kayıp o nefis meme uçlarına yöneldim. Çok sert
kasları vardı, ama emmek yine de çok güzeldi. Ben emdikçe uçları
büyüyor, ağzımda daha çok yer işgal ediyorlardı. O da
boş durmuyor, iri eliyle kalçalarımı sıkıyor, kulak
memelerimi emiyor, boynumu yalıyor, sırtıma çimdikler
atıyor, ensemi hafif hafif ısırıyordu...
Yavaş yavaş
aşağı inip, Yavuzun kazık gibi
olmuş sikini öpmeye başladım. Dilimi sikinin deliğine sokmaya çalışıyor, sonra etrafında
gezdiriyordum. Dilimle ucuna bastırırken başını
tamamen ağzıma alıp, kertiğinden dudaklarımla
sıktım. Ağzımın içinde kalan kısmına
ise dilimle her milimetresine masaj yapıyor, sonunda deliğin ucuna
getirip bastırıyordum. Bir yandan da taşaklarını
ellerimle sıkıyor, kalçalarını okşuyor,
parmağımla göt deliğine hafif hafif
bastırıyordum. Sikini bir dondurma külahı gibi tutup çevresinden
merkezine doğru, dondurma yalar gibi yalamaya
başladım. Sikinin köküne iniyor, oradan tekrar başına
çıkıyordum. Hele alt tarafındaki kıllar yalanırken
dilimde bıraktığı hoş gıdıklanma hissi beni
çıldırtıyordu. Ustaca traş olmuştu. Ne
taşaklarında ne da başka bir yerinde kıl vardı. Ama
sikinin alt tarafında fazla sık olmayan, neredeyse kertiğe kadar
yayılmış uzun kıllar vardı. Bu vatandaş cidden
işini iyi biliyordu. Sikin bu şekilde kıllı oluşu
sikilene müthiş zevk verirdi. Etrafında ve taşaklarda ise aksine
kılsız oluşu ise yalarken zevk verirdi. Parmağımla
hisettiğim kadarı ile götü de kılsızdı...
Yavuz saçlarımdan tutup
başımı yukarı kaldırdı ve "Yanıma ters yat,
ben de seninkini emmek istiyorum!" dedi. Derhal dediğini yaptım.
Artık ikimizin de ağzı doluydu. Ellerimiz de boş durmuyor,
birbirimizin kalçalarını sıkıyor, göt deliklerini
parmaklıyorduk. Yavuz sikimi o kadar ustaca yalıyordu ki, patlamak üzereydim. Onun da solukları
hızlanmış, sikini ağzımda ileri geri itiyor, benimkini
de koparırcasına somuruyordu. Bu arada bir parmağı
yetmemiş, götüme ikinci parmağını da sokmuştu. Hemen ben de onu taklit edip, hatta daha ileri giderek, üç
parmağımı soktum onun götüne. Götü iyice gevşemişti,
parmaklarım rahatça giriyordu. Ancak götümden prostatıma
parmakla yapılan baskı ve delicesine emip yalayan dilin vermiş
olduğu zevke dayanamadım ve Yavuzun ağzına patladım.
Döllerim onun diline henüz değmişti ki, o da
ağzıma boşalmaya başladı. Kurulmuş saat gibi
aynı anda birbirimizin ağızını döl ile
doldurmuştuk. Çok lezzetli bir dölü vardı, resmen şeker
şurubu gibiydi. Hele o keskin kokusu beni tekrar tahrik etmeye
yetmişti.
Yavuz sikimi yalamaya devam
ediyordu, ben de onun götünü parmaklamaya. Bu arada onun da siki
ağzımdaydı, ama iyice sönmüş yumuşamıştı.
Taşaklarını emmeye başladım. Başımı bacaklarının
arasından sokup göt deliğini yalamaya başladım. Dilim
rahatça içine giriyordu. Kalçalarını ısırdıkça, o da
sikimi büyük bir şevkle emiyordu. Sikini tekrar ağzıma aldığımda
halen yumuşaktı, ancak ağzımda git gide
büyümeye başladı. Ben emdikçe o büyüyordu. Eski
halini alınca yine dondurma yalar gibi yalamaya başladım, çünkü
hepsi ağzıma sığmıyordu. Göt deliği bir
açılıp bir kapanıyor, adeta girmem için beni davet ediyordu...
Yavaşça altından
çekilip arkasına geçtim. Sikimle kalçalarına birkaç şaplak
vurduktan sonra, sikimin başını deliğine
dayadım. Kendini geri çekip sırt üstü uzandı.
Bacaklarını iyice yana açıp koltuğun kenarına
kalçasını getirerek dizlerini kırdı. Göt deliği bütün
ihtişamı ile önümdeydi. Dizlerimin üzerine
çömelip tekrar sikimi deliğe dayadım. O da bacaklarını
kalçalarımın üzerinde birleştirerek beni mengeneye aldı ve
kendine doğru çekti. Hafif bir itmeyle hepsini
köklemiştim. Kollarını boynuma
dolayarak doğruldu ve dudaklarımı emmeye başladı.
Resmen mengenede gibiydim, öylesine sıkışmıştım ki, hiç kımıldayamıyordum. Biraz
emiştikten sonra beni serbest bırakıp yere indi ve domaldı.
Bu pozisyonda kontrol bendeydi ve çok rahat ediyordum. Bana, "Çok
hızlı sik beni! Sikini tamamen çıkar ve tekrar tekrar sok! Her
seferinde götüm sikin girdiğini iyice hissetsin. Bütün kuvvetinle ileri
ittir beni!" dedi.
Uslu bir çocuk gibi Yavuzun
dediğini harfiyen yapıyordum. Gerçekten de her girişimde "Iııııhh!" diye hırlıyor,
zorlamamla nefesi kesilir gibi oluyordu. Bu şekilde bir süre devam ettik.
Artık dayanacak halim kalmamıştı. Müthiş zevk
alıyordum. Derken Yavuzun götünün içinde patladım. Birkaç
cılız git-gelden sonra üzerine yığıldım. Sikimi
götünden çekip çıkaracak mecalim bile kalmamıştı. Yavuz
usulca altımdan kalktı, arkama geçerek belime sarıldı, göt
deliğime sikinin başını değdirmesiyle köklemesi bir
oldu. Bir an canım yanar gibi olduysa da hemen geçti. Açıkçası
çok ustaca sokmuştu. Bunca zamandır yarak yerdim,
ama hiç böyle rahat yememiştim. Göt deliğim genelde yavaş
gevşer ve ilk alışta partnerimin siki küçük de olsa canım
yanardı biraz. Gidip geldikçe o meşhur sikinin sakalları bana
müthiş zevk veriyordu. Beni kah bacak omuza yapıyor, kah
domaltıyor, kah yüzükoyun yatırıp sikiyordu. Hani derler ya, tam
manasıyla evire çevire sikiyordu beni. Bu arada benimki de tekrar
sertleşmiş, kendi kendime 31 çekmeye başlamıştım.
O esnada kapı çaldı.
"Gecenin bu vakti gelen kim ki acaba?" diyerek hemen
toparlandık. Yavuz alel acele pantolonunu giyerken, ben
eşofmanımın altını giydim ve gidip kapıyı
açtım. Kapıdaki, Yavuzun evinde misafir olarak kalan, Murat
adında (o da üniversite öğrencisi) bir akrabasıydı.
Kendisini arada sırada mahallede görüyordum, ama hiç
konuşmuşluğumuz yoktu. Yavuzun bizde olup
olmadığını soruyordu. Yavuz da içerden, "Gelen bizim amca
oğlu mu?" diye seslendi. "Evet, seni soruyor!" dedim. Yavuz da,
"İçeriye gelsin!" deyince, doğrusu biraz bozulmuştum, Yavuzla
sikişimiz yarım kalmıştı. Muratla birlikte odaya
girdiğimizde şaşırmıştım, Yavuz tekrar
soyunmuş ve sikini sıvazlıyordu. Suratımdaki
şaşkın ifadeyi görünce, bana, "Merak etme, Murat
sağlamdır, onunla da sikişiyorum!" dedikten sonra, Murata da,
"Hadi soyun, katıl bize!" dedi. Murat da hiç yabancılık çekmeden
üzerindekileri fora etti. Çırılçıplak kaldığında,
vücudunun en az Yavuzunki kadar harika olduğunu gördüm. Ancak Muratın
siki çok daha iriydi. Tam kalkmamıştı, ama boyu 20 cm den kesin
fazlaydı. Acayip sarkık taşakları vardı.
Abartmıyorum, cevizleri 10 cm kadar sarkmıştı
aşağı...
Yavuz bana, "Hadi,
kaldığımız yerden devam edelim!" dedi. Ben biraz
Muratın varlığından çekinerek de olsa,
eşofmanımı çıkardım ve tekrar Yavuz'un önünde
domaldım. Yavuz götümü biraz tükürükledikten sonra aynı taktikle
tekrar geçirdi deliğime. Murat da sikini kaldırmış,
sıvazlayarak önüme gelip, o koca yarağını ağzıma
dayadı. Ne kadar uğraştıysam imkansız, kesinlikle
ağzıma başı bile girmiyordu. Ben de
yalamakla yetindim. Her tarafını yalıyor, sarkık
taşaklarını emiyordum. Murat'ın siki Yavuz'unkinden çok
daha kıllıydı. Sikinin sakalları daha sık ve uzundu.
Tam kertiğinin altından başlıyor git gide
çoğalarak köküne kadar iniyor ve orada bitiyordu. Taşakları ise
traş edilmemiş olmasına rağmen tamamen
kılsızdı. Sikinin tüyleri ise birkaç cm boyunda kızıl
ve özel olarak şekilli traş edilmişti...
Hele o azman siki... Tam
kalktığında, devasa boyutlarıyla, bütün ihtişamı ile önümde duruyordu. Kalınlığı
bileğimden daha fazlaydı. Kavradığımda
parmaklarımın arası en az 3-4 cm açık kalıyordu.
Kalın damarları vardı. Aslında bu siki denemek isterdim ama
gözüm korkmuştu. Götüme sokmaya kalksa kesin yırtılır diye
düşünüyordum. Ağzıma girmeyen şey götüme nasıl girerdi
ki? Ben bunları düşünürken, Murat
Başımı kaldırıp, "Bu yarrağı götünde tatmak
ister misin?" dedi. "İsterim, ama korkuyorum, çok büyük!" dedim. "İstersen
deneriz, alamazsan zorlamam!" dedi. Bu arada Cengiz beni sikmeye bütün
hızıyla devam ediyor, (aynı bana yaptırdığı
gibi) geri çekilip sikini tamamen çıkardıktan sonra tekrar hızla
içime sokuyordu. Bu cidden büyük zevk veriyordu. Bir yandan Murat'ın yarağını
yalamaya, bir yandan da Yavuz'unkini götten yemeye devam ediyordum...
Derken Yavuz
hırıltılarını arttırmış, gelmek üzere
olduğunu hissettiriyordu. Sikini aniden içimden çıkarıp
attırmaya başladı. Döllerinin bir kısmı
sırtıma, bir kısmı da Murat'ın yüzüne
fışkırmıştı. Murat hem yüzündeki hem
sırtımdaki dölleri yaladıktan sonra, arkama geçerek Yavuz'un
yerini aldı. Çok heyecanlıydım. Hem istiyor hem çok korkuyordum.
Murat sikinin başını deliğime dayadı ve hafif hafif
ittirmeye başladı. Ama imkanı yok, girmeyecekti. Hem canım
çok yanıyor, hem de bir santimi bile girmiyordu. Daha fazla acıya dayanamadım ve yapamayacağımı
söyleyerek Muratın önünden kalktım. Bu arada Yavuz Murata,
"Bırak o çaylağı, götün hası burada, gel beni sik!" diyerek
domaldı. Murat da hemen Yavuz'un arkasına geçti. Ben de sikimi
Yavuz'un ağzına vermek istediğimde Murat buna engel oldu, "Dur
şimdi, önce ben Yavuzun götüne bir sokayım, sonra sen
ağzına verirsin. Çünkü can havliyle sikini ısırabilir!"
dedi. Kenara çekilip her ikisini birden okşayarak seyre koyuldum...
Murat bastırıyor, Yavuz
ıkınıyordu. O azman yarağın başı yavaş
yavaş Yavuzun delikte kaybolmaya başlarken, Yavuz da eline
geçirdiği bir yastığı ısırıyordu. Belli ki canı çok yanıyordu. Bana göre epeyce uzun bir
süre geçtikten sonra artık Muratın yarrak köküne kadar Yavuz'un
götüne girmişti. Murat yavaş yavaş gidip gelmeye
başladığında, Yavuz da ısırdığı
yastığı bırakmış, yüz hatları
gevşemiş, zevk aldığını belli ediyordu. Ben de
fırsatı değerlendirip Yavuz'un altına (Yavuzla 69 olacak
şeklide) sırtüstü uzandım ve sertleşmek üzere olan sikini
ağzıma alıp biberon emer gibi emmeye başladım.
Aynı anda Yavuz da hemen benim yarağı ağzına
almış ve emmeye başlamıştı. Fakat Murat Yavuzun
götüne gidip gelmelerini hızlandırdıkça, Yavuz sikmi
koparırcasına emiyordu...
Murat kolumdan tutup, "Gel hadi,
sen de bana sok! Götüm daha fazla yaraksızlığa dayanamayacak!"
dedi. Hiç ikiletmeden, sikimi zorla Yavuz'un ağzından kurtarıp,
Murat'ın arkasına geçtim. Murat'ın götü oldukça iri bir
deliğe sahipti. O kadar rahat girdim içine ki,
doğrusu şaşırdım (Sebebini sonra öğrendim!). Ben
daha Murat'ın içinde bir iki gidip gelmiştim
ki, Murat, "Dur bir saniye!" diyerek beni geri itip, sarsıla sarsıla
Yavuz'un götünü dölleriyle doldurmaya başladı. Boşalması
bitince sikini Yavuzun götünden çıkardı ve kalkıp Yavuz'u
sırtüstü yere yatırdı. Sırtı Yavuz'a dönük bir
şekilde Yavuzun taş kesmiş sikine oturdu. Yavuzun sik
Muratın götüne tamamen girince, Murat sırt üstü Yavuz'un göğsüne
uzanıp, bacaklarını geri çekti, iyice yana açıp, bana,
"Haydi gel, sen de sok! İkiniz birden sikin beni, parçalayın götümü,
dayanamıyorum!" dedi.
Kulaklarıma inanamadım.
Bu nasıl olabilirdi? Ama denemekle bir şey kaybetmezdim.
Hemen yanaştım. Pozisyon almakta
acemiliğimden ötürü biraz zorlandım, ama Murat'ın
yardımı ile bunu da becerdikten sonra sikimi Murat'ın
deliğe dayayıp yavaş yavaş ittirmeye başladım.
Hayret edilecek bir şeydi, baştan biraz zorlandıysa da, sikim Muratın götünün içindeki Yavuzun sikine sürtünse
de, rahat rahat giriyordu. Yavuz'un hiç sesi çıkmıyor, ama Murat
garip sesler çıkartıyor, iki yarağı aynı anda yemenin
zevkiyle kudurduğunu hiç saklamıyordu. Hareket etmek sadece bana
kalmıştı, ikimizin ağırlığı
altında ezilen Yavuz kımıldayamıyordu. Ben hızlı
hızlı gidip geliyordum, ama pozisyonun özelliğinden ötürü
hareket alanım oldukça
kısıtlıydı. Ayrıca benim için de müthiş bir
zevkti. Çünkü hem göt sikiyordum, hem de siktiğim götün içinde bir
başka sikin sertliğini sikimle hissediyordum. Üstelik ben girip çıktıkça Murat'ın sarkık
taşakları da sikime sürtünüyor ve extradan zevk veriyordu.
Bunca tahrik edici unsur bir
arada olunca boşalmamız fazla uzun sürmedi. Önce Yavuz, hemen
ardından ben boşaldım. Döllerimiz Murat'ın götünden
süzülerek dışarı akıyordu. Daha bizim boşalmamız
tamamen bitmeden, Murat da 31 çekerek yüzüme attırmaya başladı.
O koca yarakta meğer ne bitmez tükenmez bir döl deryası
varmış! Az önce boşalmış olmasına rağmen,
yüzümün her tarafına döl banyosu yaptırmıştı.
Yavaşça yerimizden kalktık. Banyoya gidip
duşumuzu aldık. Vaktin geç olduğunu söyleyerek eve gitmek
istediler. Fakat bende yatmalarını teklif edince de kaldılar.
Uyumak üzere, üçümüz de çırılçıplak bir şekilde benim yatağa
girdik. Birbirimizle elleşirken ben uykuya dalmışım. Bir
ara gelen seslerle uyandığımda sikişiyorlardı. Ancak bende onlara
katılacak derman kalmamıştı, "Size kolay gelsin!" deyip uyumaya
devam ettim.
[Cengiz]
|