Meğer Pasif Biseksüelmişim! (Selim 24 Y., Antalya)
Selam, Selim ben. Üniversitedeyken ilk pasif olma hikayemi anlatacağım.
Hiç böyle bir fikrim yoktu kafamda o dönemde, hetero bir bireydim, yani öyle olduğumu sanıyordum. Henüz
20 yaşıma yeni bastığım günlerde bir alt
sınıftan bir kızla tesadüfen
tanışmıştım. Adı Yağmur. Klasik bildik
hikaye; üst sınıflara önceki senelerin notlarını,
sorularını istemeye gelmiş, ancak o gün dersi cümle alem ekince
bana danışmak istemiş. Bir içim su diyemezdim ama gideri
vardı. Muhtemelen o da benim hakkımda en fazla bunu söylerdi tabii.
Hafif kilolu, öyle çok da göze hitap eden birisi sayılmazdım. Yine de
bir şansımı denemek istedim.
Notlarımı iyi istiflediğimi, isterse ona akşam üstü
getirebileceğimi söyledim. Gözündeki mutluluk her halinden okunuyordu. Çok
memnun olacağını söyledi, para pul söylemeye
kalktığı anda hızla atıldım: "Bana eğer
istersen bir kahve sohbeti borcun var." dedim. "Elbette!"
diyebildi sadece. Numaralarımızı birbirimize verdik, akşama
sözleştik. Sonunda birini bağlayacağım herhalde diye
içimden keyifle geçiriyorum tabii.
Geç kalmamak adına erken çıktım fakülteden. Elimi yüzümü
biraz toparlayayım dedim, hazırlandım ve vardım o çok
bildik kahvecinin önüne. Akşama Yağmur hafif bir makyajla, sabahki
halinden daha derli toplu şekilde çıkageldi. Ellerimde koca senenin
notları dolu bir sırt çantasıyla beklerken elim ayağım
kesildi sanki. Siparişlerimizi aldık, geçtik masaya. Uzun uzun
şu hoca şöyle yapıyor, bu derse çok asılmana gerek yok
vesaire anlatırken Yağmur araya girdi: "Bunları yine uzun
uzun konuşuruz, teşekkür ederim. Sen nasılsın Selim, bana
kendini anlat." dedi. Hakem golü vermişti :)
O akşam o masada üç saatin nasıl geçtiğini bile
anlamamıştım. Tam anlamıyla kafa dengim birisi vardı
karşımda. Ne konuşmak istesem mantıklı bir fikri var,
asla konuşmak için konuşmuyor, empati yapabiliyor...
Mekandan çıktığımızda ne kadar ısrar etse
de, "Notları ben taşırım, en azından bu saatte
tek başına gitme!" diye kanına girdim. Çok uzak
sayılmazdı kaldığı yer zaten, gel gelelim ben o yolu
uzatabilmek için ağır aksak yürümeyi tercih ederdim. Her neyse; yol
bitti, yarın görüşürüz diye vedalaştık. Öyle ilk günden
istediğimi alamayacaktım, o kadar uzun boylu değil...
Sohbetimiz günler geçtikçe daha koyulaşmış, daha çok
zaman geçirir olmuştuk. Tabii ki artık daha samimi olmuş ve
flörtöz şekilde takılıyorduk. Vizelerin
ağırlığı bitince Varyant'ta buluştuk ve sonunda
ilişkimiz gerçek manada başladı. İlk öpücük vs. derken
süreç çok hızlı gelişti ve bir gün kendimizi benim köpek
kulübesinden bozma stüdyo dairemde aynı yatakta bulduk :)
Her şeyimiz harikaydı. Ama asıl olay bundan sonra
başladı. Yağmur'un yakın olduğu bir arkadaş
çevresi vardı. Kızlı erkekli yedili bir grup. Aralarında
sevgili olanlar var, sap sap takılanlar vs. Üçü erkek bunların. Zaman
içinde önce Yağmur'un hatırı için ben de bu ekiple
takılır oldum. Ama çok garibime gidiyordu, Yağmur'um gibi ince
fikirli insanlar değildi bunlar. Ye, iç, eğlen. Gerisi ne olursa
olsun, bir daha mı geleceğiz dünyaya sanki kafasında insanlardı
hep. Sabır çeke çeke takılıyordum bunlarla.
Bir gün bu ekibin erkek tayfası okeye gitmeye niyetli olmuş,
dördüncüleri olmadığı için, "Selim, işin yoksa bizim
şu kafeye gelsene abi, taş deviririz!" şeklinde beni
epey darladılar. Bizim kızdan ayrı bunlarla hiç işim
olmazdı, ama (Yarın öbür gün tadımızı
kaçırırlar, bir iki saat durur ve Yağmur bekliyor deyip
çıkarım) diye düşünüp oluru verdim. Gittim, boş karı
kız ve araba muhabbetlerini çektim uzun uzun. Kafamda kafeden çıkmaya
yakın bir zaman kolluyordum sadece.
Bizimkilerden Nihat'ı kız arkadaşı aradı,
hödük kafenin ortasında son ses hoparlörle konuşuyor o esnada.
Kız arkadaşı, "Biz Yağmur'lardayız canım,
gece buradayız haberin olsun." deyince, ben içimden ayvayı
yedik, bunlar salmaz beni şimdi diye geçirdim. Kapattılar telefonu,
Nihat hemen yükseliverdi, "Abiler duydunuz kızı,
takılıyoruz bizim evde, şişelerin dibini görelim! Bizimkiler dünden
razıdır da, Selim sen yoksan ayıp edersin be abi!" dedi. Burak
ve Rafet de ısrar etti uzun uzun. Ertesi gün cumartesi, nasıl olsa
sınavlara da var daha. Bizim kız da beni ekince olsun bakalım
dedim. İçme faslı olmasa yine ekerdim ben bunları da, neyse.
Çıktık kafeden, bunların modifiyeli, boktan Clio'yla
vardık Nihat'ın eve. Dedim ya, ye, iç, eğlen. Parayı
yatırmışlar resmen içkiye; adını
duymadığım cinler, tekilalar vs... Kurdular masayı, "Bugün
bizdensin Selim!" diyerek bir göz kırptı Nihat. O esnada mevzuyu
anlamamıştım. Bir shot, iki shot derken benim kafa ister istemez
bir ton oldu. İçkiyi çok fazla götürmek istemesem de devam ettirdiler. Bir
yerden sonra sızmışım...
Gece susadığım için uyandığımda saat 3
gibiydi. Ağzımda bir ekşilik vardı. Alkol yüzünden diye
düşünürken Nihat, "Selim, sana bir sürprizimiz var, yatak odasına
gel göstereyim!" dedi. Benim kafa halen Leyla tabii. Gittim yatak
odasına, gönyede zor durur halde. Nihat'ın kız arkadaşının
taşınabilir projektörü varmış, onu odanın
duvarına yansıtıp bir şeyler açmışlar. Dikkat
kesildim, o vaziyette ne kadar dikkat edebileceksem tabii. Bizim kızla
olan fotoğraflarımı falan yansıtmışlar. Onlara
bakarken birden hiç beklemediğim bir şey gördüm: ağzımda
birinin siki, üstüm yarı çıplak ve sütyen takılıyım!
Ben daha, "Bu ne lan?" demeye kalmadı, Nihat iti, "Selim,
benim manita anlattı, Yağmur'a yeterince zevk veremiyormuşsun.
Sikin ufakmış, kız yapmacıktan inliyormuş seninle, orgazm taklidi yapıyormuş. Biz de
dedik ki, madem zevk veremiyorsun kıza, öyle bizim gibi ERKEK (!)
ortamında da takılmıyorsun. Bir şeyler mi var acaba sende
dedik. Baktık benim siki iştahlıca alıyorsun
ağzına..." dediğinde etmediğim küfür kalmadı,
"Ne diyorsun lan yavşak, beni ibne mi sandın? Sülalen benim gibi
erkek görmemiştir puşt seni!" dedim. Tabii bunları derken
ağzımdaki ekşiliğe de uyandım, "Ulan sen bir de
ağzıma mı boşaldın adi köpek?" dedim.
"Evet Selim, bak hepsi de burada, fotoğraf da değil
sadece, bak videosuna, nasıl emdirdim sana, nasıl doldurdum
ağzına döllerimi!" deyip onu da açtı. Vaziyet perişan,
gözlerim açılmıyor, ama gerçekten dondurma yalar gibi iştahla yalıyor emiyorum,
ağzımda gidip geliyor siki. Endişeyle, "Derdin ne lan
benimle? Ne yaptım sana?" dedim. "Derdim şu; Yağmur'un
yanında bizi çekiştiriyormuşsun. Kızı bizim
gruptan, manitalarımızı da bizden soğutuyorsun. Seninle ufak bir
işimiz var. İstekli olursan ve bir daha böyle karı gibi kötü bir
muhabbetimizi yapmazsan bu çektiklerimi de silerim. Yok tersi bir durum olursa
bunları kızların grubuna gönderiverir, Yağmur'u senden de
arkadaşlarından da utanır duruma sokarım. Anladın
mı?" dedi.
Donup kalmıştım. Ne diyebilirdim ki? Tek tabanca
takılsam belki (Elinden geleni ardına koyma!) diyebilirdim, ama
ortada bizim kızın da psikolojisi var. "Neye istekli
olacağım? Ne istiyorsun benden?" dedim. "Fragmanı
gördün, şimdi bu filmin devamını çekelim istiyoruz. İstekli
olman en iyisi, öbür türlüsünde hem canını yakarız hem de seni
yakarız. Tercih senin!" dedi. Düştüğüm durumun kaçar
yanı yoktu. Çaresizce kabul ettim ve "Bu gece bittiğinde her
şeyi sileceksiniz!" dedim. Nihat, "Bize kıza
veremediğin zevki ver, onu da yaparız. Burak, Rafet! Bizimki
hazır!" dedi. O an her şeyden utanır olmuştum.
Kendimden, düştüğüm durumdan...
Yarı baygın iki salağın beni soymasıyla
başladık. Nihat yataktan doğruldu ve "Beyler, bu
güzelliği ilk ben kadın yapacağım. Heveslisi değilim ama
bana bir saat verin. Sike sike aşık edeceğim bunu kendime. Sonra
istediğiniz gibi elden geçirirsiniz!" dedi. Ben korkuyla
karışık şekildeyken beni yatağa sırt üstü
yatırdı ve "Bir dediğimi iki etme şimdi, güzelce
seviş benimle. Öpüş, yarağımı yala!" dedi.
Üzerime uzandı önce, sarılıp beni üste aldı.
Sırtımdan bastırıp kendine yapıştırdı
beni ve "Konuşmayacaksın, sadece inlediğini duyayım.
Konuşursan zevke geldiğini düşünürüm. Bana erkeğim,
kocacığım, sik beni, karın yap diyene kadar
dağıtırım götünü!" dedi.
Daha birkaç saat öncesine kadar öylesine çevremde duran, ilk
fırsatta hayatımdan siktir edeceğim adamın
koynundaydım. Onun zevk alması için hizmet edecektim. Dudaklarıma
yapıştı önce. Öyle şehvetli öpüşüyordu ki, bir de
hevesli olsaydı ne halde olurdum bilmiyorum. Dudaklarımı
ısırıyor, dilimi diliyle buluşturuyordu. Daha sonra
göğüslerime indi, meme uçlarımı yalamaya ve somurmaya
başladı. Garip bir his içindeydim. Biraz acı hissediyordum, ama
kasılıyordum da, sanki Yağmur'un bana söylediği
şeyleri yaşıyordum bir ölçüde. İnanılmaz bir keyif
aldığını söylerdi onun küçük bir kavun büyüklüğündeki
göğüslerini emerken...
Nihat sonra tekrar doğruldu, sırt üstü yatırdı
beni. Sikini ağzıma dayadı. Yalatmaya ve emdirmeye
başladı. Acemice, biraz da iğrenerek deniyordum. Bir an önce bu
rezillik bitsin istiyordum. Gittikçe daha hızlı şekilde
ağzımın derinlerine doğru git gel yapar oldu. Bense
boğuluyordum adeta her bastırdığında. Her geri çeker
gibi olduğu an nefesimi tazelemeye çalışıyordum, ama
yapamıyordum. Bir yandan da endişe ediyordum; şu anda bile beni mahvediyor
bu koca sik, birazdan götümü sikmeye kalktığında nasıl
dayanacağım diye.
Bu şekilde on dakika kadar ağzımla
boğazımı birleştirircesine gidip gelmeye devam etti ve
"Döllerimi ziyan etmeyeceğim. Onları senin götünün en
derinlerine göndereceğim. Benden sana küçük bir kıyak olsun!" dedi.
Bu lafla birlikte ağzımdan çekildi ve beni yüz üstü şekilde
yatırıp üzerime geldi. Kulağıma eğildi ve
"Şimdi çok eğleneceğiz, hayatının en güzel
gecesini yaşatacağım sana Selim. Kocanı üzme sakın. O
göt deliğini çuval etmeyeyim iyice!" dedi. Nasıl bu kadar
keyiflenebiliyordu anlamıyordum. Bu kadar Nihat'ı
kızdırmış olacağımı hiç düşünmezdim.
Ama artık dönülmez noktadaydık.
Üzerime çıkmış, göt deliğimi tükürükleyip
çekmeceden geciktirici sprey de çıkardı. "Zevki dibine kadar
alalım seninle. Kayganlaştırıcı
kullanmayacağım, ama bir kere sikimi daldırdıktan sonra bu
keyfi bırakmayacağım. Bizim salaklar bir saate çoktan
sızar. İşim bitene kadar benimsin. Ne zaman tamam dersem o zaman
onlara teslim ederim seni. İnsaf ederlerse ederler, yoksa bu geciktirici
onlara da yeter!" dedi. Kurtulmak istedikçe daha da dibe batıyordum
yani.
Spreyi sıktı sikine, sonra sikinin başını
deliğime sürtmeye başladı. "Hazır ol güzelim,
şimdi kadınlığı hissedeceksin. Yağmur'a
yaşatamadığın kadınlığı benle
keşfedeceksin. Eminim harika bir orospu olacaksın!" dedi ve
bastırdı birden. Şimşekler, yıldırımlar...
Hepsi beynimde çakıyordu sanki. Bağırmak istiyordum, ama
dedikleri geliyordu aklıma. Başımı yastığa gömüp
çaresizce yastığı ısırıyordum. Hiç böyle bir
acı hissetmemiştim...
Bir an duraksadı. Sikinin başını sokmuştu zor
şer. Deliğim zonkluyordu adeta. Hissetmemek mümkün değildi.
"Hızlı öğreneceksin, bak götün sikimi istiyor. Adeta sikimi
sıkıyor. Sana istediğini vereceğim!" dedi ve tekrar
zorlamaya başladı götümü. Her miliminde daha fazla acı
duyuyordum. Götüme yeni bir delik açılıyordu sanki.
Bastırdı, bastırdı. Ah, ıh sesleri içinde zorlukla da
olsa taşaklarının götüme değdiğini hissettim...
"Harikasın yavrum, işin en zor kısmını
geçirdin. Artık benim karımsın. Karımın güzel
şeyler giymesini isterim. Şimdi benim manitanın külotlu çorabını giy
bakalım. Şimdilik bu var, ama belki seninle daha çok sikişirim,
o zaman daha sexy kıyafetler giyersin!" diyerek pis bir de gülüş
attı. Çıkamadığım bir girdaptaydım ve belli ki
uzun sürecekti bu sürükleniş. Çıktı içimden, götüme buz
girmiş gibi bir soğukluk çöktü. Aldı çorabı ve giydirdi.
"Keşke ruj falan olsaydı, ama bizim kız
yanında götürmüş hepsini. Neyse böyle de iyisin. Müthişsin, hatta
bizim kızın götünden daha alımlı duruyor seninki. Bunu
yırta yırta sikeceğim seni. Konuş bakalım, istiyor
musun yırta yırta sikmemi?" dedi. Ben, "Eee.." dediğimde,
"Geveleme, kocan seni böyle siksin mi?" dedi. "Siksin!
Erkeğim beni yırta yırta siksin!" dedim. "Yırtacağım,
çorabı da götünü de yırtacağım! Çok azdırdın beni
amına koyayım! Artık konuş, seni sikerken beni zevklendir,
kudurt!" dedi.
Yatağa yan yattık, bir anda çorabı son gücüyle
ayırdı cart diye ikiye. Dayandı deliğime yine.
Bastırmaya çalıştı, bu sefer daha rahat girdi içime. Sikini
dibine kadar sokarken inlemelerim odayı sarmıştı. Kulak
memelerimi emiyor, omuzlarımı öpüyordu. Taşakları yine
götüme dayandığında yine dibine kadar girdiğini hissettim.
Artık gidip gelmeye başlamıştı. Ama bir sorun
vardı. Onun (Beni zevklendir!) diye yaptırdığı
inlemeleri bilinçsizce yapar hale gelmiştim. Gerçekten inliyor,
ohluyordum. Bu durum onu da şevklendirmiş olmalı ki, sert sert
sokup çıkarmaya başladı...
İçimde bir ejder geziyordu resmen, bense bu durumu normal
karşılar duruma gelmiştim, "Sik beni aşkım!
Harikasın Nihat! Erkeğim benim! İçime akıt
döllerini..." diyordum. Neler yapıyordum böyle? Yağmur'umun
götünü acır diye sikmeyen ben, şimdi kendi götümü aşüfteler gibi
sunuyordum. "Güzelim zevk alıyorsun galiba? Seni o içerdeki malaklara
siktirir miyim artık? Benim yaptım seni! Ya bana siktirirsin
artık kendini, ya da kimseye! Başkasına siktirdiğini duymayacağım!
Söz mü?" dedi.
Söylediğime bugün bile asla inanmadığım,
"Kimseye vermem götümü, ben bir erkeğim!" sözler döküldü ağzımdan.
Kızdı biraz. Hemen cümlenin devamını getirdim ve
"Sadece senin kadınınım. Seninim!" dedim. Yüzüne garip
bir gülümseme oturdu ve "O zaman kadınımı bu sike doyurayım.
Nasıl bu vakte kadar benim dikkatimi çekmemişsin yavrum benim!" dedi. Hızlı hızlı pompalamaya
başladı. Götümden çıkan şak şak sesleri odada
yankılanıyordu. İnlemelerimden komşular rahatsız
olmuş olabilir, umarım ev yalıtımlıydı :)
O gecenin sabahına kadar sayamadığım kadar
pozisyona sokup sikti beni. Kucağına aldı, sikinin üzerinde
zıplattı, domalttı, bacaklarımı omuzlarına
aldı... Birkaç defa götüme boşaldı. Sonra koyun koyuna yatıp
uyumuşuz...
Sabah sarılır vaziyetteyken dudaklarıma bir öpücük
kondurarak uyandırdı beni ve "Selim, dün bana
yaşattıkların gerçek miydi ya? Sikim doğrulmuyor yeminle,
ne yaptın buna yavrum?" dedi. Silkinip kendime gelmeye
çalıştım, baktım saat 11 olmuş. Nihat yanıma
tekrar sokuldu ve "Koş banyoya gir, bu öküzler uyanmadan
hazırlan ve git. Ben onlara bir bahane uydururum. Geceyi böyle
geçirdiğimizi onlar da bilmesin. Bir süre de aynı ortamda
olmayalım, sikime hakim olamayabilirim! Şaka bir yana, böyle
yapalım ki yine buluşmak isteyebileceğini düşünmesinler!"
dedi.
Gayet haklıydı, bir sikle bile ne kadar
uğraşmıştım. Onlara dayanacak dermanım da yoktu,
isteğim de. Ayrıca diğer ikisinin daha yarım
akıllı olduğuna emindim. Olmayacak denecek bir
sıkıntı anca bunlardan gelirdi başıma.
Ona, "Tamam, gerekirse gizli gizli
mesajlaşırız. Bu arada, çektiklerini siler misin? Sana
güvenmediğimden değil, ama bu salaklardan korkuyorum!" dedim. O
da, "Dün bana inanılmaz zevk yaşattın. Söz verdim,
tutacağım!" dedi ve salondan telefonu getirdi. Gözlerimin önünde
galeride, bulut hesabında olanları sildi. Mesajlara ve mailine
varıncaya kadar her şeyi kontrol ettirip, "Eğer devam
ettirirsek gizli kalma korkun bile olmayacak. Hadi şimdi temizlen;
telefonunu, kıyafetlerini kapıya bırakıyorum. Uyuyor
olacağım!" dedi ve bir kez daha dudaklarımı somurdu.
Girdim banyoya, deliğimi yıkadım, kısa bir duş
alıp hemen giyinip çıktım o evden. Yolda hemen aldım telefonumu elime,
Yağmur'dan arama gelmiş mi diye baktım. Neyse ki hiçbir şey
yoktu. Gittim evime, değiştim kıyafetlerimi. Oturdum kendi
kendime, uzun uzun düşündüm. Demek ki benim içimde de bir pasif
yatıyormuş...
Yağmur'dan gizli şekilde iki
sene Nihat'la takıldım, haliyle üniversite bitince bizim de
bağımız koptu. Ama bu dönemde yaşadığım
bazı şeyler daha var. Yağmur'la ilişkimizse her şeye
rağmen sürmeye devam etti. Şu noktada nişanlıyız,
belki bu ilişki yumağından haberi olsa yüzüğü bile atar,
ama gittiği yere kadar götürmeye niyetliyim bu sırrımı. Her
ne olursa olsun, pasif ağırlıklı bir biseksüel olmaktan ve
götümü siktirmekten vazgeçmek istemiyorum :)
(Selim)
18+ YASAL UYARI:
Kaymakgibi Gay Seks Hikayeleri sitesi 18 yaşından büyükler için seks hikayeleri içermektedir.
18 yaşından küçük iseniz veya bulunduğunuz ülkede erkek siken erkeklerin gay sikiş hikayelerini okumak
kanunen yasak ise, bu siteyi derhal terkediniz!
ÇEREZ (COOKIE) POLİTİKASI:
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır.
Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Daha fazla bilgi.
Powered by w3.css
Copyright ©
All rights Reserved. The Netherlands. Contact E-Mail: