|
Mantar Gibi Başı Vardı! (Bülent 18 Y., İstanbul)
16 yaşımdayken
kız gibiydim. Bıyıklı olgun erkeklerin
bakışları hep üstümdeydi, sikecek gibi bakarlardı, bu yüzden genelde asık
suratlı gezerdim. Ama gerçekler biraz farklıydı. Kızları
kıskandıracak, bembeyaz, tüysüz ve kadınsı vücumdan
hoşlanırdım. Evde yalnız
kaldığımda 31 çekerken, aynadan bakarak kız götü gibi dolgun ve yuvarlak olan götümü okşardım.
O anda götümü sanki başka bir erkek okşuyormuş gibi hayal ederdim. Boşaldığımda ise tamamen normal
bir erkeğe dönerdim. Dışarda ise çok tutuk ve utangaçtım. Kızlarla
konuşmak isterdim ama cesaret edemezdim.
Okulda dersimizin
boş olduğu bir gün, evimizin yakınlarındaki fundalık
alanda oturuyordum. Hayaller kurarken, tahminimce 50 yaşlarında, iri
yarı, sert ifadeli, kıllı, hatta çirkin sayılabilecek bir
adam geldi, yanıma oturdu. Benimle sohbet etmeye başladı, burada
tek başıma ne yaptığımı, okulumun olup
olmadığını falan sordu. Çok kibar konuşuyordu. Ben de
dersimizin boş olduğunu söyleyip, doğadan
hoşlandığımı, köyde yaşamak istediğimi falan
anlattım.
Sohbet ederken
cebinden minik bir kutuda krem çıkarıp eline sürdü. Kremin kokusu
hoşuma gitmişti. "Güzel kokuyor..." dediğimde,
"Sen de ister misin?" dedi. Birşey diyemedim. Elimi,
kıllı iri ellerinin arasına alıp, bir güzel
oğuştura oğuştura kremledi. Tuhaftır, ama içim nedense
bir hoş olmuştu. Başladı bana iltifat etmeye. Çok güzel bir
oğlan olduğumu, bana kanının kaynadığını,
benimle arkadaş olmak istediğini söyledi. Tutuk olduğumdan
ne cevap vereceğimi bilemiyor, konuşmaya utanıyordum. Elimi
ellerinin arasında tutmaya devam ediyor, bu da benim hoşuma
gidiyordu.
Bana, hiç
sevişip sevişmediğimi sordu. Ben de utana sıkıla
sadece 31 çektiğimi söylediğimde, "Zevkli oluyor değil
mi?" dedi. Heyecandan konuşamıyordum, evet anlamında
başımı salladım sadece. Bana, çok daha zevkli şeylerin
olduğunu, istersem bana gösterebileceğini söyledi. Az ilerde çalılıklardan
aşağıya doğru inen dere yolu vardı. Orayı
işaret ederek, "Haydi biraz gezelim senle!" dedi. Cevap vermemi beklemeden
de koluma girdi, aşağı doğru yürümeye başladık. Ben
adeta hipnotize olmuş gibi yanında sürükleniyordum.
O ise durmadan
konuşuyordu. Kadınlardan çok zevk almadığını, hep
benim gibi tatlı bir oğlanın sevgilisi olmak istediğini
anlatıyordu. Eğer sevgili olursak maaşının
yarısını bana harçlık olarak vereceğini söyledi. O
zamanlar okul harçlığım sadece yol parasına ve bir tost yemeye
anca yetiyordu. Cebinden bir tomar para çıkarıp cebime koydu ve sevgilisi
olursam her zaman vereceğini tekrarladı. İçim bir tuhaf
olmuş, parayı nasıl harcayacağımın hayalini bile kurmaya
başlamıştım. Paraya çok sevinsem de, bir yandan hem
utanıyor hemde korkuyordum. Ama sevişmenin nasıl
olacağını merak da etmiyor değildim. Adam çok sıcakkanlı
ve kibardı, adeta büyülenmiştim...
10 dakika
yürüdükten sonra sık ağaçlıklı bir yere geldik. İçeriye
doğru girdik. Orada kimse bizi göremezdi, zaten yoldan çok uzaktık. Bana,
sünnet olup olmadığımı sordu. Bu soru biraz tuhafıma
gitsede, "Tabii ki oldum!" dedim. "Bakim bi
nasılmış?" diyerek önüme çöktü, kemerimi çözüp pantolonumu aşağı
indirdi. Bu arada külotum da inmişti, çok utandım. Önce taşaklarımı,
sonra da sikimi eline alıp okşadı. Sikim henüz inikti, ama kalktığında
bile en fazla 12 cm oluyordu. Sikim iyice sertleşince ağzına
alıp emmeye başladı. Bu inanılmaz hoşuma
gitmişti. Hem sikimi emiyor, hem bir eliyle taşaklarımı, öteki eliyle de bacaklarımı ve götümü okşuyordu.
Elleri kıllı, sıcacık, yumuşaktı. Okadar çok çok
zevklendim ki, dayanamadım ve inleyerek adamın ağzına boşaldım.
Döllerimi yuttuktan
sonra arkama geçti, götümün yanaklarını ayırıp
deliğimi dillemeye başladı. Bu yaptığı sikimi
emmesinden çok daha zevk veriyordu bana. Resmen, "Ohhh, offf, ımmm, ayyy!"
diye inliyordum. Sonra cebindeki kremi çıkarıp, parmağıyla
deliğimi kremledi. Sanırım iki veya üç parmağını götüme
sokup sokup çıkartıyordu. Götümü bir süre parmakladıktan sonra,
"Eğil biraz!" diyerek beni ağaçtan tutundurup
domalttı. Heyecan ve korkudan titriyordum. Ama çok da zevklenmiştim,
kendimi 40 yıllık orospu gibi hissediyordum.
Derken deliğimin
ağzında bir sıcaklık hissettim. Taş gibi sert sikini
sürtüyordu, ama bakamadım, utandım. Sımsıcaktı,
deliğim adeta yanıyordu, içime almak çok hoş olacaktı. Yarağının
başını hafifçe deliğime bastırıp çekiyordu. Bir
müddet böyle bastırıp çektikten sonra sanırım
başını soktu. Biraz acımasına rağmen çok da zevk
almıştım. Yarağının başını sokup
sokup çıkarıyordu...
Ama belimden iki
eliyle tutup birden hepsini kökleyince, "Ahhhh!" diye
bağırdım. Çok acımış, gözümden yaş gelmişti.
"Çok acıyor!" deyince hareket etmedi, içimde
sıcacık duruyordu erkeğimin yarrağı. Biraz sonra
acının yerini anlatılmaz bir zevk aldı. İçimden (Haydi sik beni! Sik beni!) diye bağırmak geliyordu, ama utangaç
olduğumdan sesim çıkmıyordu. Ben götümü ileri geri oynatınca o
da başladı pompalamaya. Kelimenin tam anlamıyla sikiliyor ve zevkten
uçuyordum. Artık utanmam filan da kalmamıştı, yavaşladığı
veya durduğu zaman, "Durma ne olursun, sik beni, daha hızlı sik!" diye yalvarıyordum.
Sanırım
yarım saate yakın sikti beni. Sonra birden hırlayarak içime
fışkırttı döllerini. Sıcacıktı,
inanılmaz zevk aldım. Yarağını götümden çıkarttığında
dönüp baktım ki, şok oldum. İçimden (Aman
Tanrım, ben bunu nasıl aldım?) dedim. Yarağı çok uzun
değildi, ama benimkinden en az üç kat kalındı ve kocaman mantar gibi bir
başı vardı!
Deliğimi mendille sildi. Sikini de sildikten
sonra toparlandık. Biraz öpüştük ve haftaya buluşmak üzere ayrıldık. Beni tekrar sikeceği o günün gelmesini heyecanla ve sabırsızlıkla bekliyorum :)
[Bülent]
|