|
Kız Serkanın Bekaretini Bozdum! (Hüseyin 23 Y., Kayseri)
Merhabalar, ben
Hüseyin. 23 yaşındayım ve bekarım. Askerden geldikten sonra
kendime ait küçük bir market açtım ve halen de işletirim. Marketin az
ilerisindeki tek katlı evde Hayriye teyze isminde dul bir kadın
oturuyor. Hayriye teyzenin evlilik çağında Şehriban diye bir
kızı ve Liseye giden Serkan isminde bir oğlu var. Hayriye teyze
ayaklarından rahatsız olduğundan markete genelde Şehriban
gelirdi alışverişe. Şehriban'la aramızda bir şey
yoktu, ama Şehriban'ın götünü düşünerek hergün 31 çekerdim...
Şehriban
evlenip mahalleden taşınınca, alışverişe artık
Serkan gelmeye başladı. Mahallenin gençleri Serkan'a hep 'Kız
Serkan' diye takılırlardı. Ona 'Kız Serkan' diye
takılmayan sadece ben vardım herhalde. Bundan dolayı olsa gerek
Serkan bana ısınmıştı. Alışveriş
haricinde, sadece sohbet etmek için de markete gelip gitmeye
başladı...
Havaların çok
sıcak olduğu bir gün marketi yarım günlüğüne kapatıp,
öğleden sonra kanala yüzmeye gidecektim. Tam kapıyı kilitlerken
Serkan geldi. "Bir şey mi almaya gelmiştin Serkancığım?"
diye sorduğumda, "Yok Hüseyin abi, öylesine geldim, sohbet ederiz
diye düşünmüştüm..." dedi. Yüzmeye gideceğimi söyleyip,
"İstersen sen de gel Serkancığım!" diye teklif
ettim. "Ben yüzme bilmiyorum ki! Hem annem izin vermez! Annem izin verse
bile Mayom yok!" dedi. "Annenle ben konuşur izin
alırım. Hem benim de Mayom yok, külotla yüzeceğim! Sana yüzme de
öğretirim!" dedim. "Ciddi yapar mısın?" dedi.
"Tabii ki yaparım!" dedim ve birlikte evlerine gittik. Annesi
evin önündeki bahçede oturmuş örgü örüyormuş, konuştum ve izin
kopardım. Serkan büyük bir sevinçle, "Hazırlanıp
geleyim!" diyerek eve girdi.
Hazırlanması
uzun sürünce, annesinden, "Ben Serkan'a bir bakayım, nerede
kaldı!" diye eve girmek için müsade isteyip, içeri girdim. Sadece bir
odanın kapısı aralıktı. Galiba o da Serkan'ın
odasıydı. Kapıya yaklaştığımda, Serkan
çırılçıplaktı. Yatağın üzerinde birkaç tane külot
vardı, sırayla külotların birini giyip aynada götüne
bakıyor, külodu beğenmiyor çıkarıyor, başka bir külot
giyiyor, tekrar aynaya bakıyordu. Ama Serkan'ın kaymak gibi götünü
görünce ben bir tuhaf olmuştum. Ne yapıp edip sikmeliydim o götü. Sessizce
uzaklaştım ordan. Koridordan, "Serkancığım, havlu
da al yanına!" diye seslenip dışarı çıktım,
bir sigara yakıp beklemeye başladım.
Serkan az sonra
hazırlanıp geldi. Benim Panel-Van arabama atladık. Sohbet ede
ede şehir dışına çıktık. Büyük kanalın
olduğu yere geldik. Kanal kilometrelerce uzunluktaydı ve
tarlaların arasından geçiyordu. Kanal boyunca biraz sürdüm
arabayı. Tenha ve kimsenin olmadığı bir yer bulunca bir
ağacın altına park ettim arabayı.
Arabadan inmeden,
"Hadi Serkancığım, soyunalım!" dedim. Serkan
mahçup bir gülümsemeyle, "Utanıyorum, önce sen soyun..." dedi.
"Tamam!" deyip önce tişörtümü çıkardım. Ardından
da pantolonumu çıkardım ve sadece külotla kaldım. Tabii benim
yarak külodun içinde çadırı kurmuştu. "Hadi sen de
soyun!" deyip Serkan'a baktığımda gözleri faltaşı
gibi açılmış, yutkunarak külodumun önündeki çadıra
bakıyordu. "Soyunmayacak mısın?" dediğimde
kız gibi hareketlerle tişörtünü çıkardı. Yine bir kız
edasıyla pantolonunu çıkardı...
Üzerimizde sadece
külotlarla indik arabadan, kanala yürüdük. Suyun durgun aktığı
bir kısımda ben önce girdim kanala. Serkan'a elimi uzattım,
elimi tutarak o da girerken ayağı kaydı düştü suya. Hemen
yakaladım tabii. Kanal okadar da derin değildi aslında, ayakta
durunca su boğazımızın hızasına anca geliyordu.
Ama Serkan panikle bana sımsık sarılmış, ellerini
belime kenetlemişti. "Korkacak bir şey yok
Serkancığım!" desem de halen sımsıkı
sarılıyor, bırakmıyordu beni. Kalkık yarağım
ikimizin vücudu arasında tost olmuştu. "Böyle ikimiz de dengemizi
kaybedip düşeriz..." deyip, ellerini boynuma dolamasını
istedim.
Ellerini boynuma
dolayınca, "Bacaklarını da belime dola!" dedim. Bu
halde Serkan kelimenin tam anlamıyla kucağımdaydı ve
tazecik götü tam da benim Kriko gibi yarağımın üzerine denk
gelmişti. "Aman düşme!" diyerek, ben de ellerimi
baldırlarına attım. Baldırlarını sımsıkı
tutarak, çaktırmadan götünü yarağıma bastırıyordum.
Serkan farkına varmıştı olayın, ama hoşuna
gitmiş olmalıydı ki, "Hüseyin abi su çok
soğukmuş, suya alışana kadar biraz böyle
kalalım!" dedi. Bu arada sadece külotlarımız engel oluyordu
yarağımın götüne girmesine. Bu külotlardan kurtulmak
lazımdı...
Bir süre öyle
kaldıktan sonra, "Suya alıştıysan in
kucağımdan da sana biraz yüzme öğreteyim!" dedim. Serkan,
"Tamam!" diyerek önce bacaklarını belimden çekti, sonra da
boynumdaki kollarını. "Korkma, su çok derin değil!
Arkanı dön, sana kulaç atmayı öğreteyim!" dedim.
Arkasını döndüğünde, ona farkettirmeden kendi külodumu
aşağı indirdim, ayaklarıma düşürdüm. "Hadi biraz
ileriye yürüyelim!" dedim. Serkan önümden yürürken külodumu
ayaklarımdan kurtarıp, "Eyvah, külodum düştü,
akıntıya kapıldı gidiyor, Serkan yakala külodumu!"
dedim. Serkan, "Hani nerede?" deyip etrafına
bakınırken, benim külot bayağı bir
uzaklaşmıştı. "Boş ver, yakalayamayız
artık, okadar da önemli değil! Hadi kulaç atmayı
öğreteyim!" dedim.
Serkan'ın
arkasına iyice yanaşıp, "Bak ellerini böyle hareket
ettireceksin..." diyerek kollarından tuttum, kollarını
hareket ettirmeye başladım. Bu arada da tabii yarağımı
götüne iyice bastırıyordum. Bunu birkaç kez tekrarladıktan
sonra, "Şimdi sen tek başına dene! Korkma, seni
tutuyorum!" deyip, kollarını bırakıp ellerimi beline
indirdim. Serkan ayakta kulaç atma hareketini denerken, ben de belinden kendime
doğru çekip, götüne yarağımı iyice bastırıyor,
sikiyormuş gibi hareketler yapıyordum...
Baktım ki
Serkan da götünü yarağıma doğru bastırmaya başladı,
"Serkancığım, istersen külodunu çıkarıp kanalın
kenarına koyayım da, biz suda iken kurumaya başlasın, ya
değilse iki saat kurumasını beklememiz gerekecek!" dedim. İtiraz
etmeden, "Tamam!" dedi. Suyun içinde Serkan'ın külodunu
çıkarıp kanalın kenarındaki çalının üstüne
bıraktım. Ben daha bir şey demeden Serkan götünü yarağıma
dayayıp, sözde kulaç atma alıştırmalarına devam etti.
Ben bu sefer belinden değil de kasıklarından tutuyor,
Serkan'ı kendime çekiyordum. Yarağımın çıplak götünün
yanakları arasında sürtünmesinden ve bazen yarağımın
başının göt deliğine temas etmesinden
aldığım zevk inanılmazdı. İkimiz de belli
etmiyorduk, ama bu durum ikimizin de hoşuna gidiyordu...
"Başka
bir alıştırmaya geçelim! Seni şimdi kollarımın
üzerinde yüzdüreceğim!" deyip, kollarımı Forklift gibi uzattım.
Göğsü sol kolumun üstüne, siki de sağ kolumun üstüne gelecek
şekilde yatırdım Serkan'ı kollarımın üzerine.
Kafası ve götü suyun üzerinde kalmıştı. Ben
kollarımı Serkan'la birlikte sağa sola hareket ettiriyordum, o
da kulaç atıyormuş gibi hareketler yapıyordu. Bu pozisyonda
Serkan'ın kabak gibi götünü seyrediyordum...
Serkan,
"Hüseyin abi, böyle zor oluyor, deminki gibi yapalım!" dedi.
"Tamam yapalım Serkancığım!" deyip
kollarımı çektiğimde, Serkan (artık gerçekten mi, yoksa
numaradan mı bilmem), "Ayy, düşüyorum!" diyerek bana
tutunmak isterken yarağımı tuttu. Sanki bir şey
arıyormuş gibi yarağımı bırakıp
taşaklarımı elledi ve gülümseyerek, "Ayy, şeyinmiş!"
diyerek elini taşaklarımdan çekip, kolumu tuttu.
Ben de
gülümseyerek, "Ona 'Şey' denmez Serkancığım, 'Yarak'
denir! İlk defa mı bir başkasının yarağına
elledin?" dediğimde, "Hı, hı!" dedi.
"Hoşuna gitti mi bari?" dediğimde, "Bilmem ki, bir
şey anlamadım, yanlışlıkla dokundum zaten!" dedi.
"O halde doğru dürüst dokun!" diyerek elini tutup
yarağıma götürdüm. Serkan yarağımı kavrayıp,
"Çok kalınmış!" dedi. Sonra sanki
yarağımın ölçüsünü alır gibi yarağımın
gövdesinde gezindi eli ve "Çok ta büyükmüş!" dedi. Sonra
taşaklarımı yokladı küçük elleri. Sonra tekrar
yarağımın gövdesini... Yarağımı bırakmak
istemiyor gibi bir hali vardı.
Serkan benim
yarağı ellerken, ben de bir elimi onun götüne attım. Götünün
yanaklarını okşayıp yoğurmaya başladım.
Serkan yarağıma 31 çektirir gibi sıvazlarken, orta
parmağımı götünün deliğine sokup, aynı zamanda da
dudaklarına yumuldum. Öpüşmeye başladık. Artık resmen
suyun içinde ayakta sevişiyorduk. Bir süre daha öpüşüp
elleştikten sonra, "Şimdi senin götün de hiç
sikilmemiştir?" dedim. "Sikilmedi... Sen ilk olacaksın!"
deyince, Serkan'ın sikilmek istediğini anladım. "Dönsene arkanı,
deminki gibi!" dediğimde ikiletmeden döndü arkasını.
İki eliyle
götünün yanaklarını ayırmasını istedim.
Ayırınca yarağımın başını dayadım
götünün yanakları arasına. Ama suyun içinde bir türlü
sokamıyordum deliğine. Baktım olmayacak, "Çıkalım
sudan!" dedim. Yardım ettim, önce Serkan çıktı,
ardından da ben. Arabaya gittik. Arka kapıyı açıp içine
bindik. Benim arabayı market işleri için
kullandığımdan, arkada herzaman bir sürü boş koliler,
kartonlar olur. Kartonları battaniye gibi serip, kapıyı
kapattım.
"Hiç
ağzına aldın mı?" diye sordum. "Yok,
yapmadım!" deyince, "Alsana ağzına!" dedim.
Sırtüstü uzandım. Serkan yan tarafımda dizlerinin üzerine çöküp,
yarağımı bir eliyle tuttu ve başını
ağzına aldı. Emip, yalamaya başladı. Acemice
yapıyordu, ama yinede zevkliydi. Ben de bu arada elimi götüne attım,
deliğini parmaklıyordum...
"Tamam,
yeter, domal bakalım!" dediğimde dörtayak domaldı.
Alıştırmak için iki parmağımı birleştirip
daldırdım götüne. Parmaklarımla siktim bir süre. Deliğin
alıştığına kanaat getirince, parmaklarımı çıkarıp,
deliğine bolca tükürük bıraktım. Yarağımın
başını da tükürükleyip, dayadım deliğine.
"Hüseyin abi çok acıyor!" demesini duymazdan gelip birden
yüklendim. Serkan'ın, "Ağhhh!"
çığlığı ile dibine kadar kökledim. Kaçamasın diye
de omuzlarından kendime doğru asılıyordum. Bir süre o
şekilde kımıldamadan kalıp, Serkan'ın acı
inlemelerinin azalmasını bekledim.
Serkan'ın 'Ağğhhh,
Uğğhhh!' diye sızlanmaları azalınca
yarağımı yarısına kadar yavaşça çekip tekrar
kökledim. "Ağhhh! Hüseyin abi yapma, çok acıyor!" deyince,
"İlk olduğu için acıyacak tabii, ama merak etme, birazdan
alışırsın!" deyip yavaştan sikmeye
başladım. Birkaç dakika sonra deliği iyice genişleyince,
"Bak alıştın bile!" deyip hızlı hızlı
pompalama aşamasına geçtim...
Serkan'ın
götünü 15-20 dakika kadar siktikten sonra artık boşalmak üzereydim.
Durup, "Hiç boşalan yarak gördün mü?" diye sordum. "Yok,
görmedim!" deyince, yarağımı götünden çıkarıp,
"Sırtüstü yat!" dedim. Sırtüstü yatınca, bacaklarını
omzuma alıp, yeniden soktum götüne. Birkaç pompalamadan sonra
yarağımı götünden çıkarmamla birlikte döllerim
Serkan'ın göbeğine ve göğsüne fışkırdı.
Serkan gözünü kırpmadan boşalmam bitene kadar seyretti...
Biraz dinlendikten
sonra Serkan'ın eli yeniden yarağıma gitti. O gün arabanın
arkasında Serkan'ı iki kere daha siktim. Sonraki günlerde ise
marketin arka tarafındaki depoya aldığım Çekyat
sikişme yerimiz olmuştu :)
[Hüseyin]
|