|
Karizmatik Eniştem! (Batuhan 18 Y., İstanbul)
Merhabalar, ben Batuhan. Babamın maddi durumunun iyi
olmasından kaynaklı olarak her zaman her istediğim olmuş,
evin en küçük oğlu olduğum için hep el üstünde tutulmuştum. Benden
büyük abim ve ablam var. Abim 28, ablam 24 yaşında, ben de 16
yaşındayım.
Abim her zaman rol model olmuştur bana. Kızlarla olan
muhabbetiyle olsun, serseriliğiyle olsun küçük yaşlardan beri hep onu
örnek almıştım. Okulun en popüler ve en haylaz,
şimarık öğrencisiydim. Kimseye aşık olmazdım ve
bu yüzden çıktığım kızların haddi hesabı
yoktu. Farklı farklı kızlarla çıkmak benim için yeni bir
meydan okuma demek oluyordu. Sadece maddi olarak değil, görünüş
olarak ta güçlü biriydim. Bu da işimi açıkçası
kolaylaştırıyordu. Masmavi gözlerim, uzun selvi gibi boyum ve
ipek gibi hafif kaslı fiziğimle her girdiğim ortamda dikkat
çeken biriydim. Her istediğime çabucak ulaştığım için hayattan
erken yaşta sıkılmaya başlamıştım.
Hayatım artık monotonlaşan bu döngüde devam ederken, bir
akşam annemin, "Yarın eve erken gel, ablanı istemeye
gelecekler!" cümlesiyle herşeyin değişeceğini
bilemezdim. Hayatımın dönüm noktası olacak olan bu olayı
ömrünün sonuna unutmam söz konusu olamazdı. Ablamı istemeye geleceklerini
söylediğinde anneme tepki vermiştim. Bu tepkim, aileme, özellikle
abime ve ablama çok düşkün olmamdan kaynaklanıyordu. Onları
kimseyle paylaşmak istemiyordum. Ayrıca herkes benimle ilgilensin,
merkezlerinde hep ben olayım istiyordum. Dediğim gibi çok
şimarık biriydim :)
Derken malum gün geldi ve ablamın ısrarı sonucu, hiç
sevmesem de takım elbise giymek zorunda kalmıştım. Her ne
kadar sinirlensem de ablamı üzmek istemiyordum. Babamın
ısrarı üzerine ablamın bu evliliği istediğini
biliyordum. Neyse, (müstakbel) eniştemi ilk o gece gördüm, kapıdan
girdiğinde deve gibi boyu ve kaslı fiziğiyle beni bile gölgede
bırakacak cinstendi. Açıkcası karizmasına sinir
olmuştum ve yüzüne nasıl baktıysam, o da bana aynı
şekilde kaşlarını çatmış bir şekilde
bakıyordu. Geldiğinden beri bir kere bile güldüğünü
görmemiştim. Gerçekten çok yakışıklı ve karizmatik olmasına
rağmen, sert ve korkutucu bir bakışı vardı. İster
istemez kendimi tedirgin hissediyordum.
Yüzükler takıldığında, bizimkilerin, "Batuhan
kurdeleyi kes hadi, neredesin?" diye seslenmelerine gözlerimi devirerek
baktım. "Anne, benim yerime abim kessin!" diye,
çıkıştım aniden. Ve eniştemle tekrar göz göze geldim
tabii. Birbirimizi öldürecek gibi bakıyorduk. Misafirler gittikten sonra,
düşmanmış gibi davrandığım için annemin beni
fırçalayacağını bilmeme rağmen, öfkemi kontrol
altına alamıyordum. O gece benim yerime kurdeleyi abim kesti ve ben
de yediğim azarlarla kaldım...
Sonraki günlerde ben her zamanki gibi arkadaşlarımla geceleri yine
içkili alemlere akmaya devam ediyordum. Normalde gittiğimiz mekanlarda en
güzel kızı gözlemler ve gece sonunda da o kızı
düşürürürdum, ama son zamanlarda aklımda olan tek şey
eniştem ve ona olan öfkemdi. Ablamı bizden ayıracak olması
beni neden bu kadar öfkelendiriyordu bilmiyordum. Kendime yediremiyordum ve sürekli
düşündüğüm için, arkadaşlarım da bir sorun olup
olmadığını sorup duruyorlardı...
Yine bir gece arkadaşlarımla dışarı
çıkmıştım. Değişiklik olsun diye hiç
gitmediğimiz bir yere gidelim fikrini atmışlardı ortaya.
Ben de, "Size uyarım!" dedim, ama türkü bar'a götüreceklerini
bilmiyordum. Türkü bar'a girerken arkadaşlarıma çok pis sövüyordum.
Girdik, boş bir masaya oturduk, ama serseri giyim tarzımız
ortama uymadığı için bütün dikkatleri üzerimize çekmiştik.
İstemsizce geriliyordum...
Mezelerimiz ve içkilerimiz geldiğinde etrafı süzmeye
başladım. Kafamı biraz çevirdigimde, en dip köşede iki
arkadaşıyla koyu sohbete dalmış, rakısını yudumlayan
eniştemi göreceğim aklımın ucundan bile geçmezdi. Gözlerim
büyüdü anında. Ne yapacağımı bilmiyordum. Niye hiçbir yerde
rahat yoktu bana bu adamdan? Zaten her gün düşüncelerimde yeteri kadar yer
kaplıyordu ve şimdi aynı mekanda oturmuş keyifle içkisini
yudumluyordu. Onu görmezden gelmek en doğrusuydu. Kendi kendime (Batuhan,
rahat ol, kafana takma!) diye telkinlerde bulunuyordum...
Arkadaşlarım da benim gibi çoktan kafayı bulmaya
başlamıştı. Nedense aklıma, hemen
düşürebileceğim bir kız bulmak fikri gelmişti.
Etrafıma bakınırken yan masalardan birinde yüzü bana dönük bir
kız dikkatimi çekmişti. Karşısında oturmuş olan
adamla konuşuyordu. Anında kesmeye başladım onu, düşüncelerimi
dağıtmak için. Kızın yüzü kıp kırmızı
olmaya başladığında, kıza piç
sırıtışımı göstererek göz kırptım. Ama
birkaç saniye sonra onların masasına orta yaşlarda bir adam
gitti ve kızın karşısındaki adamın
kulağına birşeyler fısıldadı.
Adam da öfkeyle oturduğu sandalyeden kalkar kalkmaz direkt benim üstüme
yürüdü ve "Senin belanı sikerim orospu çocuğu, benim masamdaki
karıya bakacak erkek daha anasının amından
çıkmadı!" dedi. Beni bir eliyle yakamdan tuttuğu gibi
ayağa kaldırıp duvara yaslamıştı. Ben olanlara
anlam veremiyordum ve arkadaşlarım da şok olmuş gözlerle
sadece izliyorlardı. Adam küfürler savurmaya devam ederek yumruğunu
kaldırıp yüzüme patlatacakken gözlerimi kapatmış
yiyeceğim yumruğun acısını düşünüyordum. Tam bu
anda tok bir sesle adamın elinin yakamdan çekildiğini hissettim.
Gözlerimi hafif araladığımda adam yerde yatıyordu,
ağzı burnu kan içindeydi. Kafamı hafif
kaldırdığımda karşımda sinirli sinirli bana bakan
eniştemle göz göze geldim. Bir anda bileğimden tuttuğu gibi beni
çekti ve arkadaşlarıma da, "Sorun yok, siz devam edin!"
diyerek beni apar topar çuval gibi çekiştire çekiştire barın
dışına çıkardı.
Bardan çıktığımızda, "Bırak
beni!" diye bağırdım ve kolumu çektim. Bana öfkeli gözlerle
bakıp, "Kes sesini, arabaya bin!" diye bağırdı.
Sesi o kadar sert ve otoriterdi ki, birşey diyemedim ve
antahtarındaki kumandayla kapısının kilidini
açtığı arabasına bindim. Arabayı
çalıştırıp yola çıkınca beni eve
bırakacağını anlamıştım. Ona, "Niye
karıştın ki, ben başımın çaresine
bakardım!" diye sesimi biraz yükselttim. Anında ban yan bakarak,
"Ben olmasam adam ağzına sıçacaktı, teşekkür
edeceğine halen pişkince konuşuyorsun!" dedi. Birşey
diyemedim.
Yola devam ederken, "Eve gidemem!" dedim. "Neden?"
diye sordu. "Arkadaşlarımda kalacağım diye
biliyorlar!" dedim. Ters bir bakış atıp yolu
değiştirdi, kendi evine doğru sürmeye başladı. Sesimi
çıkarmadan giderken ön koltukta içim geçmiş,
uyuklamışım. Evinin otoparkına geldiğimizde arabanın
durduğunu, sonra da benim oturduğum taraftaki kapının
açıldığı duydum. Yarı uykulu bir haldeydim. Sonra bir
anda bacaklarıma ve sırtıma inen kollarla neye
uğradığımı şaşırdım.
Utandığım için uyuyormuş gibi yapmaya devam ettim. Beni sıkıca
tuttuğundan kafamı göğsüne dayamıştım. Parfümünün
müthiş kokusu iliklerime kadar işlemişti resmen. Bu
ağır koku ona ayrı bir hava katıyor ve kendimden geçmeme
sebep oluyordu. Neler oluyordu bana anlamıyordum?
Sırtım yatağa değdiğinde beni yatağa
yatırdığını anladım. Önce
ayakkabılarımı çıkardı, sonra tişörtümü,
ardından da panolonumu çıkarıp beni Boxerla bıraktı.
Ben uyuma numarası yapmaya devam edecektim ki,
"Uymadığını biliyorum, numara yapmaya gerek yok!"
dedi. Gözlerimi hafif açtığımda ilk defa dudaklarının
kıvrıldığını ve gülümsediğini gördüm. Yüzüm
utançla kızarırken, "Nasıl anladın?" diye sordum.
"Seni taşırken kalp atışların hızlanmaya
başladı, ordan anladım!" dedi. Sinir olmuştum ona,
"Ben gidiyorum!" deyip yataktan fırladım.
Kolumdan tuttuğu gibi, "Gidemezsin! Ben izin vermeden
adımını dahi atamazsın!" dediğinde iliklerime
kadar titrediğimi hissettim. Bu adamın bende bu kadar çok otorite
kurmasına deli oluyordum. Ben ki, kimseye önem vermeyen, kimseden korkmayan,
başına buyruk, dik başlı iken, bu adam
karşısında adeta dut yemiş bülbüle dönüyordum. Yine gür bir
sesle, "Duşunu al ve yat zıbar!" dediğinde, (Tamam!)
anlamında kafamı salladım.
Odadan çıktığında ben de banyoya gidip duş
alıp geldim. Yatağa girdim ve düşünmeye başladım.
Düşüncelerim aklımı yitirmeme sebep olacaktı. Onu her
gördüğümde kalbim yerinden çıkacakmış gibi atmaya
başlıyordu. Bu hissi daha önce hiç yaşamamıştım
ve ne olduğunu bilmiyordum. Türkü bar'da sırf onun dikkatini çekmek
için o kıza bulaştığımı kendime bile itiraf
edemiyordum. Onu gördüğümden beri kafamdan bir an olsun onu
çıkarıp atamamıştım. Aklımda hep o vardı,
ona olan öfkem. Neden?
Bana böyle hissettirmeye hakkı yoktu, onunla
konuşmalıydım. Sinirle yataktan fırladım. Evi çok
büyük olmadığı için hemen karşı odanın
kapısını araladım. Ama gördüğüm manzara ile
donup kaldım. Yatakta çırılçıplak yatmış uyuyordu.
Bir kolunu yüzüne, tam gözlerinin üstüne koymuştu. Gece
lambasının loş ışığına rağmen
belli olan kaslı vücuduna ve inik haldeyken bile heybetli duran
yarağına bakarken yutkundum. İlk defa böyle oluyordum. Hiç bir
erkeğe karşı böyle olmamıştım. Beni ona çeken
birşeyler vardı, onu çıplak görünce bunu farkettim. Ona olan
öfkemin sebebi ablamla nişanlanması ve ablamla evlenecek olmasından
ziyade, aslında onu gizli gizli arzuladığımdan olabilir
miydi?
Bu düşünceler beynimi kemirirken yarağını daha
yakından görebilmek için içeri girip yatağa yaklaştım.
İçimdeki dokunma isteğine karşı koyamıyordum. Elimi
hafifçe yarağına götürüp tüy hafifliğinde okşamaya
başladığımda, "Şurda uyumaya
çalışıyoruz, ufaklığın yaptığına
bak amına koyayım, illa niyetimi bozduracak!" deyip kolunu
yüzünden çekince ne yapacağımı bilemedim. Delici
bakışlarla gözlerime bakarken donup kalmıştım.
"Gel buraya!" deyip beni aniden altına çekip bir eliyle boğazımı
kavradı. Hafif sıktığı için nefes almakta
zorlanıyordum. "Derdin ne senin? Kendini bana siktirmek mi
istiyorsun?" diye sordu. Cevap veremeden gözlerine bakmaya devam
ediyordum, ama yakın temastan dolayı kanımın aşağıda
toplandığını hissetmeye başlamıştım.
İçimden (Lütfen sikim kalkmasın!) diye dua ederken sikimin
hareketlenmesine engel olamadım. Sikim
bağımsızlığını ilan edince onun bunu
hissetmemesi tabii ki de imkansızdı.
Utancımdan yüzüm şekilden şekile girerken gözlerimi
kapattım ve sesim kırık bir şekilde,
"Ş-şey... özür dilerim. B-Ben... istemeden oldu..." diye
aklıma ilk gelen şeyi söyledim. Ondan suratıma bir tokat
beklerken kendimi iyice bırakmıştım. Ama suratıma tokat
yerine dudaklarımda dudaklarını hissettim. Bu öpüş, 16
yıllık sefil hayatımda yaşadığım en
heyecanlı ve tahrik edici bir öpüştü. Ne yapacağımı
bilemeden istemsizce gözlerimi açtım ve dudaklarımı
araladım. Kırmızı kalın dudakları dudaklarımın
her bir köşesini istila ederken ister istemez zevkten inlememe sebep
oluyordu. Öpüşürken ellerimi omuzlarına koydum ve onu kendime daha da
çektim...
Dudaklarımdan sonra boynumu da öpüp yalamaya
başlamıştı. Ona neden hayır diyemiyordum? Niye engel
olmak gelmiyordu içimden? Hayatımda yaşadığım en
müthiş andı bu benim için. Sayısını unuttuğum
kızla sevişmiştim, ama şu an olduğum kadar hiç birinde
heyecanlanmamıştım. Enişteme teslimiyeti çoktan kabul
etmiştim ve vücudum ona aşırı şekilde
karşılık veriyordu. Kulağına usulca, "B-ben...
daha önce hiç olmadı..." dedim. Anında boynumu yalamayı
bırakıp sinsice bir bakış attı ve "Demek bana
sakladın kızlığını?" dedi. Bunu söylemesi
kendimi bakire bir kız gibi hissetmeme sebep olmuştu...
Beni yüzüstü yatırıp ensemi öpüp emerken yavaşça
Boxerimi de çekip çıkardı. Altında çırılçıplak
kalmıştım. Kafamı yana çevirip gözlerimi
kapattığımda, "Aç gözlerini yavrum!" dedi.
"Utanıyorum!" demekle yetindim. O da, "Bundan sonra utanmak
benim yanımda hissedeceğin en son şey olacak. Seni
gördüğümden beri aklımdan çıkmıyorsun, hep bu anın
hayalini kuruyordum!" dedi. Böyle söylemesi nedense rahatlamama sebep
olmuş, gergin vücudum hemen gevşemişti. "Şimdi sakin
ol ve kendini bana bırak!" dedi. Heyecandan cevap bile veremiyordum.
Götümün yanaklarını iki eliyle ayırıp deliğimi yalamaya
başladı. İlk defa böyle birşey yaşıyordum, ama
inanılmaz keyif alıyordum. Diliyle deliğimi kurcalarken
deliğim ister istemez açılıp kapanmaya
başlamıştı...
Ne kadar süre yaladığını bilmiyordum. Kendimden
geçtiğim anda, "Hadi biraz da sen beni hazırla!" demesiyle
kendime geldim. Yatağa sırtüstü yattı ve bir eliyle ensemden
tutup yüzümü yarağına yaklaştırdı. Görünce korkmaya
başlamıştım. Fiziğine yakışır bir
şekilde yarrağı da kocaman olmuştu. İstemsizce
yutkunmama sebep oldu. Gayri ihtiyari elime aldım. Biraz okşadıktan
sonra yavaşça eğildim ve kokusunu içime çektim. Miss gibi kokusu yarrağına
da sinmişti. Tiksinir miyim diye korkarken tam tersi canım
çekmişti. Yarrağının başına hafif öpücükler
kondurarak öpmeye başlamıştım. Sonra dilimle
kafasını yalarken gözlerinin içine bakıyordum. Gözlerinde öyle
bir arzu vardı ki, onu öyle görünce yarrağına yumuldum. Emziğine
kavuşmuş bir bebek gibi yarrağını emmeye
başlamıştım. Deli gibi, iştahlı bir şekilde sakso
çekiyordum...
Onun da eli götümdeydi ve arkamı kendine çevirdi, 69 olduk. Götümün
yanaklarını iki eliyle aralayıp deliğime dil darbeleri
atmaya başlamıştı bile. O her dil darbesi
attığında ben de yarrağını daha bir
iştahlı emiyordum. Şapur şupur sesler çıkıyordu ağzımdan...
Sonra beni bir anda çekip yatağa yüzüstü yatırdı.
Ensemden bastırıp yüzümü yatağa gömdü. "Kaldır götünü
şimdi havaya, iyice yükselt!" diye komutlar veriyordu. Dediklerini
harfiyen yaptım. Tükürdüğünü işittim, yarrağına
tükürmüş olmalıydı. "Normalde korunmam gerekir, ama senin
sıcaklığını hissetmek istiyorum!" dedi. Sonra götümün
yanakları arasında sikini sürtmeye başladı. Usulca kaydırıyordu.
Yarrağı arada bir deliğimi yokluyor, ama içime
girmiyordu. Yavaş yavaş deliğime baskılarının
şiddeti artmaya başladı. Deliğime her bastırdığında
ben kendimi kasıyordum ve deliğimi büzmeye başlıyordum. Yarrağının
başı çok büyüktü ve zorluyordu beni. Peş peşe bastırmaları
o kadar çoğalmıştı ki, artık yorulmuştum ve zaten
sokmuyor diye düşündüğüm için kendimi iyice saldım. Artık yarrağının
başı deliğime girip, Löpp diye geri çıkıyordu. Ama gerisi
henüz girmemişti...
Birden ensemden bastırıp hızlıca yüklenince köküne
kadar girdiğini müthiş bir acıyla hissettim. Çırpınıp
bağırıyordum, ama ensemden bastırdığından yüzüm
yatağa yapıştığı için sesim çıkmıyordu.
"Şşş sakin ol, tamam, geçti artık. Rahat bırak
kendini!" diye bana telkinlerde bulunarak, ensemi ve omzumu
ısırıp, öpüyordu. Öylece kalmıştık ikimiz de.
Onun taşaklarını taşaklarımda hissediyordum, köküne
kadar kaymış içime ve durmuştu. Acıyla kilitlenmiştim
resmen, kendimi kastığım için yarrağı içimde hapsolmuş,
kımıldayamıyordu.
"Benimsin artık, kızlığını
bozdum, bundan sonra sadece bana aitsin!" diye kulağıma
fısıldıyordu. Bu sözlerle biraz sakinleştiğim için kendimi
serbest bırakmaya başladım. O da bunu hissetmiş olacak ki,
"Şimdi yavaşça çıkarıp sokacağım,
acırsa söyle, olur mu aşkım?" dedi. Ben dah cevap vermeden yarrağını
yavaşça içimden çekip tekrar yavaşça köküne kadar geçirdi.
Ağzımdan koca bir, "Ahhhh!" çıkmıştı. Bu
şekilde beni yavaş yavaş sikmeye başlamıştı
artık. Kendime inanamıyordum, altında resmen bir karı gibi yarak
yiyordum ve bundan da zevk alıyordum...
Ne kadar süre bu şekilde sikti bilmiyorum, artık kendimden
geçmiştim. Götüm de iyice alışmıştı. Hızlı
hızlı sikerken Şap, şapp, şapp sesleri odanın
içinde yankılanıyordu. Kontrol tamamıyla ondaydı, deli gibi
sikmeye başlamıştı. Artık
alıştığımdan hiç kasmıyordum kendimi. O arkamda kocaman
yarrağıyla göt deliğimi talan ederken benim sikimden de zevk
suyum sızıyordu. En son ata biner gibi üstüme binmişti, o şekilde
götümü havaya dikmiş, Şap, şapp, şapp sikiyordu beni. Her
köklediğinde taşakları resmen taşaklarımı dövüyordu...
Birden durdu. Saçlarımdan çekerek kafamı çevirip
dudaklarıma bir öpücük kondurdu ve "İçine boşalmak
istiyorum aşkım!" dedi. Ben zaten çoktan teslim olmuştum, inleyerek,
"Boşal aşkım!" dedim. Köklemeleri yeniden
başlayıp iyice hızlandığında altında zevkten
çıldıracak gibiydim. En sonunda köküne kadar sokup boşalmaya
başladığında yarrağının kalp gibi
atışlarını deliğimde hissettim. İçimi de
döllemişti, artık tamamıyla ona ait olmuştum. Yarrağı
içimdeyken üstüme yattığında ben de çoktan yatağa boşalmıştım...
İçimde bir müddet o şekilde kaldıktan sonra yarrağını
çıkarıp yanıma uzandı ve beni göğüslerine çekti.
Saçlarıma öpücük kondurduğunda kendimi o kadar huzurlu hissettim ki
anlatamam. Onun kollarında kendimi aşırı şekilde
güvende hissediyordum. Çırılçıplak ve sarmaş dolaş uyuduk...
Ertesi gün öğleye doğru uyandık. Birlikte banyoya
girdik. Duşun altında beni bir posta daha siktikten sonra
çıktık. Beni eve bıraktığında annem ikimizi
görünce şaşırmıştı. Eniştem, "Dün gece
karşılaştık, üşütüp hasta olmuş
sanırım. Ateşi vardı, ilaç falan verdim, şimdi daha
iyi!" diye açıklama yaptıktan sonra dik dik gözlerimin içine bakarak
sinsice sırıttı :)
[Batuhan]
|