|
Otobüsteki Karizmatik Beyefendi! (Halil 18 Y., Mersin)
Merhaba, adım
Halil. Daha Corona Virüs salgını başlamamıştı.
İstanbul'da üniversiteye başlamıştım. Henüz 1.
sınıftaydım ve yurtta kalıyordum. Dönem sonu
sınavlarından sonra memleketim olan Mersin'e ailemin yanına
döndüm. İlerleyen günlerde bütünleme sınavına girmem
gerektiğini öğrendim. Bütünleme sınavının tarihi çok
yakın olduğu için bir an önce İstanbul'a dönmeye karar verdim.
Fakat neredeyse bütün seferler doluydu. İstediğim gün için sadece bir
firmanın otobüsünde, en arkada sırasındaki bir koltuk henüz
satılmamıştı. Mecburen satın aldım bileti.
Ertesi gün saati
gelince bindim otobüse, geçtim en arkaya, koltuğa oturdum. Otobüs hareket
etti, ama daha yarım saat geçmeden en arkada 5'li koltukta
sıkış sıkış oturmaktan
sıkılmıştım. İstanbul'a kadar bu yolculuk
bitmeyecek gibiydi. Yerimde rahat değildim ve strese girmiştim, zaten
bütünleme sınavının stresi de vardı. Arada sırada
ayağa kalkıp, arka kapının eşiğinde dikiliyordum.
Muavin ikaz edince tekrar yerime oturuyordum. Sonradan fark ettim ki,
şöförün hemen arkasındaki 1 numaralı koltuk boş idi. Oysa
ki bana bileti satarlarken başka yer yok demişlerdi.
Muavin arkaya
geldiğinde sordum, "1 numara boş, oraya geçebilir miyim?"
diye. Muavin, "Olmaz, Orhan abi sürekli müşterimiz,
yıllardır hep o iki koltuğu satın alır, yanına
kimsenin oturmasını istemez!" dedi. Olumsuz cevap alınca
bozulmuştum. Ama aynı zamanda da, tanımadığım
halde Orhan abinin karizmasından etkilenmiştim. Çok önemli biri
olmalıydı. Muavine, "Sen yine de kendisine bir sor, lütfen!
Öğrenciyim, sınava gireceğim!" dedim. O da, "Tamam
sorarım." deyip gitti. Arkasından bakıyordum, gerçekten
soracak mı diye. Muavin ön tarafa varınca adamın
kulağına birşeyler söyledi. Adam da muavine birşeyler
söyledi. Ve muavin tekrar yanıma gelip, "Tamam, geçebilirisin!"
dedi.
Nasıl
sevindiğimi anlatamam. Hemen çantamı alıp ön tarafa gittim.
Defalarca teşekkür edip yanına oturdum. Adamın adını
muavinden öğrenmiştim, ama oturunca resmi olarak
tanıştık. Orhan abi 50'li yaşlarda, iyi giyimli, takım
elbiseli, kravatlı, parfümü güzel kokan, karizmatik bir beyefendi idi.
Sohbete başladık. Soruları hep o soruyordu, ben de
anlatıyordum. Ayıp olmasın diye ben ona soru dahi
soramıyordum. Dolayısıyla ne iş
yaptığını bile bilmiyordum. Sadece işi gereği çok
seyahat ettiğini kendisi anlatmıştı. Ama
anladığım kadarıyla önemli bir mevkide, önemli bir iş yapıyordu.
Her konuda bilgiliydi, mantıklı açıklamaları ve
yorumları vardı. Ayrıca tam bir beyefendi idi.
Karizmasından, kültüründen, pozitif düşünce yapısından,
bana karşı samimi ve babacan yaklaşımından müthiş
etkilenmiştim. Hatta sohbet ederken elini bacağıma koyup,
bacağımı okşamasından gurur bile duyuyordum...
Birkaç saat
yolculuktan sonra mola verildiğinde, "Gel sana güzel bir yemek
ısmarlayım!" dedi. Restorana geçtik. Özel olarak sipariş
verdiği yemeklerle karnımızı doyurduk. Üstüne de
tatlılarımızı yedik, kahvelerimizi içtik. Çok bonkördü,
hatırı sayılır bahşiş bıraktı. Bu adama
hayranlığım gittikçe artıyordu. Otobüs tekrar hareket
ettiğinde uykum gelmişti. Uyukladığımı fark
edince, "Başını omzuma yasla istersen!" dedi.
Dediğini yapıp birkaç saat kestirdim. Ona sokulmamdan rahatsız
olmamış, aksine sevinmişti.
Otobüs
İstanbul Otogarına yaklaşırken, kulağıma
eğilip, "Beşiktaş'ta kullanılmayan bir dairem var,
bomboş duruyor, aidatını düzenli ödüyorum, arasıra böyle
iş için geldiğimde de geceliyorum. Yurda gitmek yerine arzu edersen
bu gece benimle kalabilirsin. Sıcacık bir duş alırsın.
Duştan sonra da sana güzel bir masaj yapar, seni rahatlatırım,
stres namına, gerginlik namına birşeyin kalmaz! Ne dersin?"
dedi. O anda aklıma cinsellikle ilgili herhangi bir şey
gelmemişti ve sınav stresinden dolayı rahatlamaya çok
ihtiyacım vardı. Hemen, "Çok sevinirim!" dedim.
Otobüsten inince
bir taksiye bindik, Beşiktaş'ta lüks bir binanın önünde durduk.
Asansörle kata çıktık. Dairesinin kapısını açıp
da içeriye girince çok şaşırmıştım. Bana (Ev
bomboş duruyor) derken mütevazilik yaptığını
sanmıştım, ama ev gerçekten bomboştu. Koskoca salonda
sadece tek bir Çekyat vardı. Başka da hiçbir mobilya yoktu. Perdeler
kapalıydı ve kalorifer de yanıyordu. "Orhan abi ben nerede
yatacağım?" diye sordum. "Çekyata ikimiz de
sığarız! Birlikte yatmamız senin için sorun olur mu?"
dedi.
İşte o
anda aklıma garip garip düşünceler geldi. Ya beni sikmek istiyordu,
yada kendini bana siktirecekti. Doğrusu öyle bir durumda ne
yapacağımı bilmiyordum. Bu yaşıma kadar henüz cinsel
bir deneyimim olmamıştı. Beni düşünceli görünce telefonunu
çıkarıp, "İstersen taksi çağırıp yurda
göndereyim seni? Merak etme taksi ücretini ben öderim!" dedi. Şimdi
gitsem Orhan abiye çok ayıp olacaktı, ayrıca kalmam halinde
neler yaşanacağını da çok merak ediyordum. "Sorun
değil Orhan abi, birlikte yatarız..." dedim. Buna çok
sevinmişti.
Sırayla
duş alıp, üzerimizde sadece Boxerlarla Çekyatın bazasından
çıkardığımız çarşafı serdik,
yastığı koyduk. "Söz verdiğim gibi sana masaj
yapayım, uzan bakalım!" dedi. Ben masajı falan tamamen
unutmuştum. Yüz üstü uzandım Çekyata. Orhan abi
baldırlarıma oturup, omuzlarımdan başladı masaja.
Kuvvetli elleriyle masaj yaparken nerdeyse kemiklerimi bile
yumuşatıyordu. Sabaha kadar masaj yapsa itirazım olmazdı.
Elleri omuzlarımdan sırtıma, sırtımdan da belime indi.
Önce boxerimin üzerinden götümün yanaklarını biraz yoğurup,
"Boxeri çıkaralım mı?" diye sordu. Ne cevap
vereceğimi bilmediğimden sustum. Bunu onay olarak kabul edip
üzerimden kalkıp, boxerimi çıkardı.
Yüzüstü
yattığım için görmüyordum, ama baldırlarıma tekrar
oturduğunda, taş gibi sertleşmiş sikinin ve
yumuşacık taşaklarının
sıcaklığını popomda hissettim. Kendi boxerini de
çıkarmıştı. İşin ilginç yanı ise, bundan hem
zevk almıştım, hem de heyecanlanmıştım. Elleri
tekrar omuzlarımı ve sırtımı yoğururken, ben de onun
sikinin ve taşaklarının sıcaklığını
daha çok hissetmek için popomu hafif yükseltip arkaya veriyordum...
Siki deliğimi
ne zaman yoklayacak, beni nezaman sikecek diye büyük bir merakla beklerken,
"Dönüp sırt üstü yat istersen, biraz da ön tarafına
yapayım?" dediğinde sanki hayal
kırıklığına uğramıştım. Dönmek
istemiyordum, çünkü benim sikim de sertleşmişti ve nedense bunu
görmesinden utanıyordum. Ayrıca sikini ve taşaklarını
götümün yanakları arasında hissetmek çok hoşuma gidiyordu. Utana
sıkıla, "Orhan abi bel kısmına biraz daha yapabilir
misin?" dediğimde, "Tamam yapayım!" dedi.
Baldırlarımın
biraz daha aşağısına oturarak, belime masaj yapmaya devam
etti. Elleri belimden götüme doğru yaklaştıkça ben artık
kısık sesle inleyerek popomu yükseltiyordum. "Böyle rahat
değilsen altına yastığı koyalım mı?"
teklifini ikiletmedim, başımı koyduğum
yastığı çekip arkaya uzattım. Üstelik
yastığı altıma koysun diye de yardım ettim. Götüm
iyice yükselmişti. Kendime inanamıyordum, adama resmen götümü
sunmuştum. O da galiba sunduğum manzaraya fazla dayanamadı ki,
götümün yanaklarını ayıra ayıra yoğurmaya
başladı. O esnada resmen büzüğümün açılıp
kapandığını hissediyordum. Okadar çok zevk alıyordum
ki, utanmasam (Beni sik!) diye yalvaracaktım...
Tabii (Beni sik!)
diyemediğim için, "Orhan abi omuzlarıma biraz daha yapabilir
misin?" dedim. Izdırabımı anlamış
olmalıydı ki, bu sefer yukarı kayıp baldırlarıma
otururken sikini eliyle resmen götümün yanakları arasına
yerleştirip oturdu. Artık elleri omuzlarıma masaj yaparken,
sikinin başı da deliğime masaj yapıyordu. Bir süre sikini
deliğime sürttükten sonra kulağıma eğilip,
"Sokayım mı?" diye sordu. Utana sıkıla,
"Hı hı!" deyip götümü biraz daha arkaya verdim.
Deliğime
tükürük bırakıp sikinin başını dayadı. Biraz
bastırıp çekiyor, yeniden bastırdığında ise az
daha yükleniyordu. Acıyordu, ama katlanacaktım. Bir kez daha yüklenip
başını soktuğunda acıdan bağırmamak için
dudağımı ısırdım. Geri çıkarıp yeniden
soktuğunda ise yarısına kadar girmişti.
Alıştıra alıştıra sonunda tamamını soktuğunda,
"İnanılmaz dar bir götün var, yoksa ilk ben mi sikiyorum?"
diye sordu. Sadece, "Hı hı!" diyebildim. "Beni nekadar
mutlu ettiğini bilemezsin, aşkım benim!" diyerek, siki
içimde bir süre hareketsiz bekledi. Bu esnada sıcak nefesiyle ensemi,
boynumu ve kulağımı öpüyordu. Hele kulak mememi ağzına
alıp emmesi içimi bir hoş ediyordu...
Deliğim
sikine alışınca ben de altında sabırsızlıkla
götümü oynatmaya başladım, artık beni siksin istiyordum. Sikini
yavaşça birkaç kez başına kadar çekip yeniden dibine kadar gömdü.
Her gömdüğünde taşaklarının tenime temasını
hissediyordum. Bunu yavaşça yapıyordu. Utandığımdan (Hızlı
sik!) diyemiyordum. Onun için sikini çekip yeniden gömeceğinde ben de
götümü sertçe geriye itiyordum. Bunu fark etmişti, iki eliyle belimden
tutup sertçe pompalamaya başladı. Aldığım zevkle altında
bir kadın gibi inliyordum. Tabii Orhan abi beni sikerken ben de
altımdaki yastığı sikiyordum ve yastığa çoktan boşalmıştım...
Beni kaç dakika
sikti bilmiyorum, ama sonunda o da boşalmak üzereydi. Birden içimde
hareketsiz durdu ve "Geliyorum aşkımmmm!" diye inledi. Sikinin
içimde kasıldığını ve döllerinin içime fışkırdığını
hissediyordum. Boşalması bitince sikini götümden çıkarmadan
üzerime uzandı. İkimiz de nefes nefese idik. O pozisyonda üzerimde
ağırlığını hissetmek bile harikaydı.
Siki içimde küçülünce
üstümden kalktı. Altımdan yastığı alacakken, "Abi
şey... ben yastığa..." dedim. Cümlemi bitirmeden, "Sorun
değil aşkım, rahatladığına sevindim!" deyip döllerimle
ıslanmış yastığı çekti altımdan. Yastığı
kenara koyup beni döndürdü. Dudaklarıma yapıştı. Rahat bir
10 dakika falan öpüştük. Bende stres namına birşey
kalmamıştı. Sabaha kadar Orhan abiyle sevişebilirdim. Ama
Orhan abi, "Önce temizlenelim, sonra devam ederiz!" deyince
kalktık, yastığı da alıp banyoya yöneldik :)
[Halil]
|