Not İçin Götümü Verdim! (1) (Özgür 18 Y., İzmir)
Lisede erkek arkadaşlarımın sohbet konusu sürekli kızlar,
yaşadıkları deneyimler ve cinsellik oluyordu. Onlar
kızlardan etkilenirken ben kızlara ilgi duymuyor, direkt
kızın kendisi olmak istiyordum. Bana haz veren şey kızlarla
olmak değil, onlar olmaktı. Bir kadın gibi giyinmek, bir
kadın gibi davranmak, bir kadın gibi bir erkeğe ait olmak,
sevilmek ve bana ilgi duyulmasını istiyordum.
Tabii farkım fiziksel olarak belli oluyor, hatta kimi zaman
zorbalanmaya kadar da dönüşüyordu. Arkadaşlarımın
vücutları kıllanmış, sesleri
kalınlaşmış, vücutları gelişmiş ve sakalları
bıyıkları çıkmaya başlamıştı. Ben halen
minyon, kısa boylu, tüysüz ve çelimsizdim. Şikayetçi değildim.
Bu beni feminen gösteriyordu. Boyum henüz daha 1.55 cm iken
sınıfın en kısasıydım. Kilom sadece 48 idi.
Sarışın, dalgalı uzun saçlarım vardı.
Kullandığım kişisel bakım ürünlerinden dolayı
diğer erkeklerin hatta kızların bile aksine pürüzsüz bebek gibi
bir yüzüm vardı, ki o dönemde arkadaşlarımın yüzleri
sivilce doluydu. Bende olan birkaç pürüzü ise kapatıcı ile
gizliyordum.
Özel okul olmasına rağmen halen okul üniforması
zorunluluğu vardı. Bir ablamın olması benim için çok büyük
bir şanstı. Ankara'da okuduğu için ona küçük gelen veya
kullanmadığı, cesur olduğu için götürmediği iç
çamaşırlarını gizli gizli ben giyiyordum. Erkeksi boxerlar
bana yakışmıyor, haz vermiyor, Brezilya slipler, hipster veya
bikiniler ya da dantelli String tangaları kendime daha çok
yakıştırıyor, içime onları giyip öyle dışarı
çıkıyordum. Zaten içimde olduğu için kimse görmüyordu.
Erkeklerin sohbeti beni hiç sarmıyordu. Kızlarla kendimi
doğal ortamımda hissediyordum. Onlarla moda ve kıyafet muhabbeti
yapmak, makyaj malzemesi kataloglarına bakmak ve okuldan sonra bizzat
gidip onlarla o mağazaları gezmek hoşuma gidiyordu. Erkekler
için ben dalga konusuyken, kızlara normal geliyor, beni aralarına alıyorlar,
hatta hoşlarına gidiyordu. Onlarla dedikodu yapıyor, hatta
onların en özel muhabbetlerinde bile beni
dışlamadıklarını görmek beni adeta onlardan biri
yapıyordu...
Matematiğim ne yaparsam yapayım yükselmiyordu. Hocanın
insafı yok tabii. Matematik, fonksiyonlar, üslü denklemler,
trigonometri... Anlamıyorum, anlayamıyorum... Karneme zayıf
gelirse babam beni öldürürdü. Bir de ablam vardı, ki matematikte çok
başarılıydı. Üniversite sınavında derece
yapmıştı. Ablam bu kadar
başarılıyken benim anlamıyor olmamama tahammül edemeyecek
kadar sinirli biriydi babam. Ablam Ankara'da okuduğu için yardım
isteyemedim tabii.
Matematik hocası okulun en genç hocasıydı. Aslında
çok yakışıklı değildi, ama uzun boylu ve
kaslıydı. Boyu 1.90 rahat vardı. Geniş omuzları ve
kalın kolları vardı. Hem eğlenceli, hem de zekiydi. Bize
matematiğin temelini anlatıyor, ispatlar gösteriyor, matematiği
herkese sevdiriyordu. Ben dışında... Neredeyse her tenefüste
hocanın etrafı kızlarla doluyordu. Kız öğrencilerle
sohbet ediyor, gülüşüyor ve onlarla vakit geçiriyordu. Kızlar tabii
ona hayrandı, hoca dar gömlekler giyip, çekici parfümler
sıkıyordu. Kızlar benimle dedikodu yaparken de hocanın okul
dışında bazı öğrencilerle görüldüğü, hatta
bazı kızlarla ilişkisi olduğuna dair duyumlar
aldıklarını öğrenmiştim...
Sınav sonuçları açıklandı ve beklediğim
hezimetle yüzleştim. Tüm derslerim yüksek iken matematik karneme
zayıf düşüyordu. Normalde çok zeki iken sadece matematik konusunda
doğal bir yeteneksizdim. Yavaş yavaş senenin sonu gelmiş,
sınavlar bitse bile dersler devam ediyordu. Havalar iyice
ısınmış, dersler devam etse bile çoğu kimse okula
gitmiyor, devamsızlıklarını kullanıyorlardı.
Hocalar da ders işlemiyordu. Gelenler de akıllı tahtadan film
izliyordu. Güneşli havayı değerlendirenler futbol, basketbol,
voleybol, içerde kalanlar da masa tenisi oynuyordu.
Erkekler telefonla oynuyor, kızlar çorapların
çıkması ve eteklerin kısalması ile çekici fotoğraf
çekiniyorlardı. Bir kısım bilgisayar odasını
kullanıyor, bir kısım da direkt icraatta, şişe
çevirmece bahanesi ile öpüşüp elleşiyorlardı. Normalde her
ortamda bir ayağım olmasına ve davet edilmeme, hatta deli gibi
katılmak istememe rağmen huzursuzdum. Eğlenemiyordum,
gülemiyordum. Korkuyordum. Karneme matematik zayıf düşecekti, ne
teşekkür, ne takdir alacaktım.
Okula boşu boşuna gidiyor, sadece öğretmenler
odasının kapısında titreye titreye hocayı bekliyordum.
Hoca çıksa bile utanıyor, konuşamıyordum. Bir gün tüm
cesaretimi topladım, titreye titreye içeri girdim. Bu odayı çok az
görmüştüm. Şansıma oda boş, hoca da oradaydı.
Yanına gittim ufak çekingen adımlarla. Yine yapılı
saçları ve keskin parfüm kokusu dikkat çekiyordu. Dar gömleği ile
vücut gösterisi yapıyordu. O durumda bile beni etkiliyor, kalbim yüksek
çarpıyordu.
Sesim zaten inceyken daha ince ve cılız
çıkmıştı, "Merhaba hocam..." derken. Derslerde
sessiz kaldığım için kolay aklına gelmemiştim.
"Merhaba genç! Özgür'dü değil mi?" dedi. "Evet hocam,
Özgür..." diyerek gülümsedim ve "Nasılsınız
hocam?" diye devam ettim. "İyiyim Özgür. Tam bahçeye
çıkıyordum, bizim sınıfa voleybol sözüm var. Gel sen de, maç
sonunda tüm sınıfa meşrubat ısmarlayacağım!"
dedi. Utanmıştım, başımı öne eğip
teşekkür ettim. "Şeeey... Hocam..." dedikten sonra derin
bir nefes alıp konuya girdim. "Sanırım notlarımı
düşük vermişsiniz. Onu konuşmak istiyordum..." dedim.
Hoca hemen, "Heee, anladım, sen onun için geldin!" dedi.
Resmen bana not dilenmeye gelmişim muamelesi yapmıştı.
Haksız da değildi. "Ben vermedim ki Özgürcüğüm, sen aldın!
Ne aldıysan onu girdim sisteme!" dedi. Gözlerim dolmuştu.
"Ama hocam, karneme zayıf gelecek. Babam beni eve almaz!" dedim.
Hoca (Yapacak bir şeyim yok!) der gibi ellerini iki yana açtı ve
"Keşke biraz gayret etseydin elimden geldiği kadar yardım
ederdim, ama şu an elimden bir şey gelmiyor maalesef!" deyip
kalktı ve öğretmenler odasından çıktı. Gözlerimden
yaşlar bir bir süzülmeye başlamıştı. Öğretmenler
odasını gören banka oturmuş, hüngür hüngür ağlamaya
başlamıştım. Hoca gelip geçiyor, bana bakıyor ve
görmezden geliyordu.
Evde babam yine akşamları yemekte benden takdir
beklediğini ısrarla söylüyordu. Ben de daha
açıklanmadığını söylüyordum. Oysa ki tüm notlar
belliydi. Tek engel matematikti. Ertesi gün yine gittim. Yine odadan
çıkmasını bekledim. "Hocam en azından sınıf
içi performans ile biraz yükseltseniz, karneme zayıf gelmese. Gerçekten
babamı tanımıyorsunuz..." derken ağlıyor ve
resmen yalvarıyordum. Hoca duygu sömürüsü yaptığımı
sanıyordu. Günlerim de umutlarım da azalıyordu.
İki hafta boyunca hocanın peşinden koştum. En
azından notumu biraz yükseltsin diye. Günlerim hocayı kovalamakla
geçiyordu. Hoca benden bıkmıştı. Azarlıyor, o azarlasa
da ben peşinden koşuyordum. Bir gün, "Hocam ne isterseniz
yaparım! İsterseniz tüm ödevleri baştan yapayım.
İsterseniz yeniden sınav yapın, en azından zayıf
vermeyin? Lütfen! Babam gerçekten beni öldürecek!" dediğimde
ağlayan yüzüme baktı. Belki de ciddi olduğumu gördü. Ama yine
birşey söylemeden ve tepki vermeden kızdı ve
uzaklaştı. Ben yine öğretmenler odasının
karşısındaki demir bankta başımı önüme
eğmiş ağlıyordum.
En son notların sisteme girilmesi gereken tarihten son iki gün önce
yalvar yakar gittim yanına. Tabii yine notumu yükseltmeyi kabul etmedi.
Dersim yine boştu. Hoca yine etrafında okulun en popüler en kısa
etek giyen kızları ile voleybol oynuyordu. Oynamaktan çok onları
izliyordu. Kızlara kur yapıyor, gülüşüyordu. Camdan onları
izliyordum. Spor yapmaları bittikten sonra voleybol oynadıkları
bir kızla baş başa konuştuğunu gördüm. Bu kız
okulun en popüler, en dikkat çeken kızlarından biriydi ve son
sınıftı. Adı Betül idi. Herkes güzelliğine ve tabii
fiziğine hayrandı. O da farkındaydı. Kısacık etek
giymişti.
İlk başta hocayla oldukça samimi ve gülüşerek sohbet
ediyorlardı. Hatta hoca Betül'ün elini tutmuştu. Derken ne oldu
anlamadım, konuşmaları sertleşmiş olacak ki ikisinin
de yüzü düşmüştü. Betül sinirlenmiş ve kızarak hocanın
yanından ayrılmıştı. Betül benim bulunduğum
kapıdan içeri geçerken halen söyleniyordu. Beni farketmemişti, ama
yanımdan geçerken, "Sapık herif!" dediğini duydum.
Sapık herif mi? Hoca acaba Betül'den ne istemişti? Ne beklemişti
de Betül böyle sinirlenmişti? Hoca belki okul dışında
Betül'den istediğini alıyordu?
Bir grup sınıfta film açmıştı, bir grup ta alt
katta masa tenisi oynamaya gitmişti. Herkes gülüyordu. Bense oturdum
öğretmen odasının kapısında ağlamaya
başladım yine. Hüngür hüngür hıçkıra hıçkıra.
Babamdan yiyeceğim dayağı, azarı, yaz tatili boyu
cezaları... Gören arkadaşlarım, "Üzülme!" diyordu, ama
nafile. Kızlar, "Özgü kız, gözlerin şişti, yeter
ağlama, biz de ağlayacağız ya!" diyorlardı.
Kızların ismimi kısaltıp Özgü demeleri hoşuma gidiyordu.
Özgür ismim uniseks olsa da Özgü daha feminen bir isimdi. Beni rahatlatmak
için, "Babanla biz konuşuruz, kızmaz sana! Yazın beraber
açığı kapatırız. Hem kalmıyorsun ki, diğer
derslerin ortalaman iyi!" deseler de ben babamı tanıyordum, yaz
tatilimi zehir ederdi.
Bir yarım saat kadar bekledim öğretmenler odasının
yakınında. Babama nasıl savunma yapacağımı
düşünüyordum. Hoca sigara içmeye çıkarken beni gördü, yine gözlerim
yaşlı, çaresiz. Dikkatli dikkatli bana baktı ve süzdü.
Öğretmenler okul sınırları dışında sigara
içip geri dönüyordu. Bir 10 dakika sonra geldi. Baktı şöyle bir 30
saniye baktı, ben de yaşlı gözlerle bakıyorum ona.
Öğretmenler odasına girdi. Henüz bir iki dakika geçmişti ki,
elinde Laptop çantası ile çıktı. Gel işareti yaptı.
Koşa koşa yanına giderken önümden yürümeye başladı. Ona
yetişmeye çalışıyordum.
Merdivenlerden alt kata indi. Okulun en alt katında en köşede
dipte senede belki birkaç kez, belki hiç kullanılmayan iki laboratuvar
vardı. Fizik laboratuvarını açıp içeri girdi. Bir umut,
herhalde bana tüm laboratuvarı temizletecek diye düşündüm, çünkü
içeri girer girmez havasızlığı ve tozu belli oluyordu. Çok
uzun zamandır kullanılmamış ve girilmemişti. Herhalde
bana deney tüplerini falan sildirecek, toz aldıracak ve notumu biraz
yükseltecek diye düşünüyordum.
Masanın ordaki sandalyeye oturdu ve
"Eveeeet Özgür!" deyip Laptopunu çıkardı.
Karşısında put gibi duruyordum. Not sistemini açtı. Beni
aradı listede ve buldu. Profilime baktı, diğer derslerden
aldığım notlarıma göz gezdirdi. İncelerken, "Hmmm
başarılı. Takdir teşekkür bana mı bağlı? O
zaman şöyle bir değişiklik yapalım..." dedi. Birkaç
değişiklik yaptı. Sandalyeden kalktı ve "Gel bak
bakalım beğenecek misin?" dedi. Yanına gidip Laptopu görmek
için masaya yanaştım. Sınıf içi performansımla projeye
en yüksek notu girmiş. Matematik notumu da biraz yükseltmişti. En
azından zayıf gelmeyecekti.
Sevinçle hocaya teşekkür edeceğimde beni masaya domaltıp
arkamdan yaslandı. Arkamda yarağının sertliğini
hissettiğimde başımdan aşağı kaynar sular
döküldü. Pantolonun üstünden götümün yarığına sürtünüyordu
yarrağı. O an anladım neden buraya geldiğimizi. Beni okulun
en dip köşesinde not karşılığında sikecekti.
Donup kalmıştım. İtiraz edemiyordum, ki lanet olsun
başka çarem mi vardı? Bunu biliyordu ve çok güzel kullanıyordu.
Hafifçe doğrulduğumda arkamdan sarıldı ve pantolonunun
düğmesini açtı, fermuarını indirdi.
Gözyaşlarım yeniden akmaya başladı. Hoca ise,
"Bugün burda beni memnun et, notunu gösterdiğim gibi
yükselteyim!" dedi. Sesimi çıkarmadım, ama sukut ikrardan
gelirdi. Kabullenmiştim. Biliyordu. Mecburdum. Mecburiyetin yanında
biraz merak da vardı aslında. Duygularıma direnmeye
çalıştım. Ama o yarrağının sertliği ayrı,
notumu yükseltmesi ayrı dürtüyordu. Kendimi
bırakmıştım. Ne yapacağımı bilmiyordum.
Arkamdan biraz daha sürtünüp beni kendine çevirdi ve "Hadi diz çök
güzelim!" dedi. Önünde diz çöktüm. Ona karşı teslimiyetin bir
kanıtıydı bu diz çökme.
Yakın geçmişte bu kadın olma isteğime yenik
düşüp ablamın kıyafetlerini giymiş, makyaj
yapmıştım. O kıyafetler içinde aslında zincirlerim
kırılmış, kendimi doğal ve rahat hissetmiştim.
Tabii bu arzu bunla sınırlı kalmamıştı.
Kadın olma isteğimi tam anlamıyla tatmak istemiştim.
Parmaklarımı yalayıp deliğimi zorlamış, hatta çok
az sokmuştum. Ama dayanamayıp o şekilde
boşalmıştım. Arkadaşlarımın
anlattığı gibi de fışkırma
olmamıştı. Sadece bir iki damla sıvı
akmıştı pipimden. Onlar kadar erkek değildim. Erkek
olmayı geç, ruhen bir kadındım.
O deneyimim dışında başka bir şey
olmamıştı. Şimdi ilk defa internet dışında,
ki internette bile az görmüşken sertleşmiş bir yarak görecektim.
Pantolonunu ve boxerini indirdiğinde yarağının erkeksi sert
ve mis gibi kokusu beni kendimden geçirmişti. Dimdik heybeti ile
karşımda duruyordu. Damarları belirgin, dimdik duran kocaman bir
yarak. Kendi pipimi düşündüm. Zaten sevmiyordum. Benimki bunun
yanında yok gibi bir şeydi. Dizlerimin üstünde ağzıma
vermesini bekleyen, yarak yemek için bekleyen bir orospu gibi hissettim
kendimi. Yutkundum. Korkuyordum. Yarağı cüssesi ile doğru
orantılıydı. Çok büyüktü. Değil götüme, ağzıma
nasıl girecek diye düşünüyorum.
"Hadi mutlu et öğretmenini! Öğretmenin de seni..."
dedi. Korka korka küçücük ellerimin arasına aldım yarağını.
Çok sertti. Tutunca farkettim ki çevresinde parmaklarım kavuşmuyordu.
Notumun yükselmesi için gözlerimi kapadım, ağzımı kocaman
açtım ve dudaklarımın arasına aldım.
Aldığım gibi, hocadan, "Ohhhh!" diye bir inleme geldi.
Birşeyleri başarmanın mutluluğu vardı üzerimde. Bir elimle
bacağını tutuyor, diğer elimle yarağını
kavramış ağzıma almaya çalışıyordum. Zorlaya
zorlaya yarısından çoğunu ağzıma
almıştım, ama hepsi sığmamıştı.
Boğazıma dayanmıştı koca yarak.
Pornolarda izlediğim kadınlar gibi yalamaya
çalışıyor, bir yandan da okşuyordum. Çıkarıyor ve
alabildiğim yere kadar tekrar ağzıma sokuyordum.
Çıkartıp taşaklarını okşuyor, onları da
yalıyordum. Kendimi kadın gibi hissediyordum. Ağzımdayken
mavi gözlerimi kocaman açmış yüzüne bakıyordum. Ona
bakışımdan mest olduğu belliydi. Bu harika bir histi. Ona
zevk veriyordum. "Ohhh, al ağzına!" , "Immm, yala ibnem!" ,
"Kız gibisin!" , "Ihhh devam et sürtük!" gibi
sözlerini duyuyordum. Bu sözler beni kışkırtıyor ve ona ait
olduğumu hissettiriyordu.
Ben iyice hızlanmış ve ağzıma sokup sokup
çıkarırken, "Tamam dur! Boşalacağım yoksa!"
diyerek nefes nefese geri çekildi. Emziği ağzından
çıkarılmış çocuk gibi bakıyordum. Aslında boşalmasını
istiyordum, çünkü ağzıma sığmayan şeyin götüme girecek
olması beni korkutuyordu. Beni ayağa kaldırıp pantolonumu
indirdiğinde karşılaştığı sürpriz onu deli
gibi azdırmıştı. Üzerimde ablamın hipster külodunu
görür görmez, "Dön bakayım şöyle! Belliydi zaten senin ibne
olduğun! Madem karı olmak istiyorsun, işini
kolaylaşırayım. Götüne koyduğumun orospusu!" diyerek
ensemden tutup masaya domalttı.
Başımı masaya yapıştırmış, bir
eliyle de külodumu aşağı çekiyordu. "Şuna bak
şuna! Bir de dantelli giymiş! Tam fahişe bu! Okulun
kızlarından daha kaşarsın!" dedi. İlk defa
götümün yanakları arasında bir yarrak hissediyordum. Çok korkuyordum.
Resmen deliğime dayanmıştı. Hiç şakası yoktu, girecekti.
Birazdan beni geçekten kadın yapacaktı. Yarağın kalın
başını bastırıyordu ve resmen ikiye ayrılıyordum.
Deliğimin açıldığını, içime sert bir şeyin
girdiğini ve yırtıldığımı hissediyordum.
Resmen götümü yara yara içime oturtuyordu, "Uuaağğğhh, çok
darsın!" diyerek.
Gözümden yaş geliyordu. Omzumdan sıkıca tuttuğu
için kaçmayı bırak, hareket dahi edemiyordum. İçime milim milim
giriyordu, "Ohhhhh!" diyerek. Not için yarağı yiyordum. En
son ter içinde taşaklarını hissettim. Ne yapıp edip dibine
kadar, taşaklarına kadar sokmuştu. Götüm
dağılmış, resmen parçalanmıştı. Kadın
olmak bu kadar zor muydu? Ağlamaklı sesle, "Ne olur durun,
yalvarırım hareket etmeyin!" dedim. "Ohhhh, siktiğim
en dar kızsın!" dedi. Kızsın? Kız olmuş
muydum? Bunu duymak çok onur vericiydi. Beni kız olarak görmüştü.
Götümün içinde yarağının damarlarını bile
hissediyordum. İçim resmen dolmuştu.
Nefes nefeseydi, "İyi misin? Devam edeceğim!" dedi.
Pek iyi sayılmasam da iyi gibi davranmak zorundaydım. En azından
içimde olmasına alışmıştım, ama sikmeye
başlayınca ne olacaktı bilmiyordum. Masaya domalmış
halde kendimi ona bırakmıştım. Belimden sıkıca
tutarak içimde gidip gelmeye başladı. Canım çok yanıyordu.
Resmen götümün dağıldığı hissediyordum ve incecik
sesimle inliyordum. Her kökleyişinde vücudum ileri gidiyordu. Çok utanç
verici, ama kız gibi domalmak ve iri kalın bir yarağın
götümü yara yara girip çıkaması bir yandan zevk vermeye
başlamıştı. Pipimde belli belirsiz bir sertleşme olsa
da çok küçük olduğu için sertleştiği belli olmuyordu. O iri
yarı kaslı adamın altında erkeksi hiçbir özelliğim
yoktu.
Yaklaşık 10 dakika siktikten sonra artık iyice
hızlanmıştı. Acı ve zevk arasında gidip gelirken
incecik sesimle inleyebiliyordum sadece. Birden sarı uzun dalgalı
saçlarımı tuttuğu gibi içime hırıldayarak
boşalmaya başladı. Yarak içimde kasılıyor, kesik kesik
fışkıran dölleri içimi dolduruyordu...
Boşalması bitip arkamdan çekildiğinde deliğimde bir
boşluk var gibi hissediyordum. Deliğim kapanmıyordu. Hoca
giyinirken götüme tokat atıp, "Hadi giyin!" dedi.
Doğruldum. Döller göt deliğimden bacağıma
sızıyordu. Ablamın külodunu çekip pantolonumu giydim. Halen
şaşkındım, not karşılığı götümü vermiştim.
İstemeyerek de olsa aslında istediğim olmuştu.
Laboratuvarın kapısına doğru yürürken zorlanıyordum.
Resmen yürüyüşüm değişmişti. Demek yarak yemek böyle bir
şeydi. Kadın gibi olmanın nasıl bir şey olduğunu
tatmıştım. Acı ve tatlı bir mutluluk vardı. Tam
istediğim hayal ettiğim şey değildi belki, aşk yoktu,
ama duygular olsa kim bilir nasıl güzel olurdu?
Hoca kapının kilidini açarken, "Eğer yarın da
gelirsen notunu daha da yükseltiririm. Ama yarın geleceksen yanında
okul eteği getir!" dedi. Donup kalmıştım. "Ama
nereden bulacağım?" dedim. "Kayıp eşya deposuna
bir göz gezdir!" dedi ve suratıma bile bakmadan kapıyı
açıp çıktı gitti.
Yarın gidecek miydim? Kendi isteğimle götümü bir kez daha
vermeye razı olacak mıydım? Gitmesem sikilmenin o zevkini bir daha gizli
ve güvenilir bir şekilde nasıl yaşayabilirdim? Hoca için de,
benim için de gizlilik önemliydi. Onun öğretmenlik benim öğrencilik
hayatım söz konusuydu. Yürürken içimdeki döllerin küloduma aktığını
ve deliğimde bir sızı hissediyordum. Bu beni kadın gibi
hissettiriyordu. Hem notumu yükseltip hem de yaşamak istediğim
şeyi bir kez daha yaşayabilirdim. Aslında notumu yetecek kadar
yükseltmiştim. Bu sefer not bahaneydi. O yarağı bir kere daha yemek
istiyordum!
(Özgür)
18+ YASAL UYARI:
Kaymakgibi Gay Seks Hikayeleri sitesi 18 yaşından büyükler için seks hikayeleri içermektedir.
18 yaşından küçük iseniz veya bulunduğunuz ülkede erkek siken erkeklerin gay sikiş hikayelerini okumak
kanunen yasak ise, bu siteyi derhal terkediniz!
ÇEREZ (COOKIE) POLİTİKASI:
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır.
Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Daha fazla bilgi.
Powered by w3.css
Copyright ©
All rights Reserved. The Netherlands. Contact E-Mail: