Gay Seks Hikayeleri

Not İçin Götümü Verdim! (1)


Not İçin Götümü Verdim! (1) (Özgür 18 Y., İzmir)

Lisede erkek arkadaşlarımın sohbet konusu sürekli kızlar, yaşadıkları deneyimler ve cinsellik oluyordu. Onlar kızlardan etkilenirken ben kızlara ilgi duymuyor, direkt kızın kendisi olmak istiyordum. Bana haz veren şey kızlarla olmak değil, onlar olmaktı. Bir kadın gibi giyinmek, bir kadın gibi davranmak, bir kadın gibi bir erkeğe ait olmak, sevilmek ve bana ilgi duyulmasını istiyordum.

Tabii farkım fiziksel olarak belli oluyor, hatta kimi zaman zorbalanmaya kadar da dönüşüyordu. Arkadaşlarımın vücutları kıllanmış, sesleri kalınlaşmış, vücutları gelişmiş ve sakalları bıyıkları çıkmaya başlamıştı. Ben halen minyon, kısa boylu, tüysüz ve çelimsizdim. Şikayetçi değildim. Bu beni feminen gösteriyordu. Boyum henüz daha 1.55 cm iken sınıfın en kısasıydım. Kilom sadece 48 idi. Sarışın, dalgalı uzun saçlarım vardı. Kullandığım kişisel bakım ürünlerinden dolayı diğer erkeklerin hatta kızların bile aksine pürüzsüz bebek gibi bir yüzüm vardı, ki o dönemde arkadaşlarımın yüzleri sivilce doluydu. Bende olan birkaç pürüzü ise kapatıcı ile gizliyordum.

Özel okul olmasına rağmen halen okul üniforması zorunluluğu vardı. Bir ablamın olması benim için çok büyük bir şanstı. Ankara'da okuduğu için ona küçük gelen veya kullanmadığı, cesur olduğu için götürmediği iç çamaşırlarını gizli gizli ben giyiyordum. Erkeksi boxerlar bana yakışmıyor, haz vermiyor, Brezilya slipler, hipster veya bikiniler ya da dantelli String tangaları kendime daha çok yakıştırıyor, içime onları giyip öyle dışarı çıkıyordum. Zaten içimde olduğu için kimse görmüyordu.

Erkeklerin sohbeti beni hiç sarmıyordu. Kızlarla kendimi doğal ortamımda hissediyordum. Onlarla moda ve kıyafet muhabbeti yapmak, makyaj malzemesi kataloglarına bakmak ve okuldan sonra bizzat gidip onlarla o mağazaları gezmek hoşuma gidiyordu. Erkekler için ben dalga konusuyken, kızlara normal geliyor, beni aralarına alıyorlar, hatta hoşlarına gidiyordu. Onlarla dedikodu yapıyor, hatta onların en özel muhabbetlerinde bile beni dışlamadıklarını görmek beni adeta onlardan biri yapıyordu...

Matematiğim ne yaparsam yapayım yükselmiyordu. Hocanın insafı yok tabii. Matematik, fonksiyonlar, üslü denklemler, trigonometri... Anlamıyorum, anlayamıyorum... Karneme zayıf gelirse babam beni öldürürdü. Bir de ablam vardı, ki matematikte çok başarılıydı. Üniversite sınavında derece yapmıştı. Ablam bu kadar başarılıyken benim anlamıyor olmamama tahammül edemeyecek kadar sinirli biriydi babam. Ablam Ankara'da okuduğu için yardım isteyemedim tabii.

Matematik hocası okulun en genç hocasıydı. Aslında çok yakışıklı değildi, ama uzun boylu ve kaslıydı. Boyu 1.90 rahat vardı. Geniş omuzları ve kalın kolları vardı. Hem eğlenceli, hem de zekiydi. Bize matematiğin temelini anlatıyor, ispatlar gösteriyor, matematiği herkese sevdiriyordu. Ben dışında... Neredeyse her tenefüste hocanın etrafı kızlarla doluyordu. Kız öğrencilerle sohbet ediyor, gülüşüyor ve onlarla vakit geçiriyordu. Kızlar tabii ona hayrandı, hoca dar gömlekler giyip, çekici parfümler sıkıyordu. Kızlar benimle dedikodu yaparken de hocanın okul dışında bazı öğrencilerle görüldüğü, hatta bazı kızlarla ilişkisi olduğuna dair duyumlar aldıklarını öğrenmiştim...

Sınav sonuçları açıklandı ve beklediğim hezimetle yüzleştim. Tüm derslerim yüksek iken matematik karneme zayıf düşüyordu. Normalde çok zeki iken sadece matematik konusunda doğal bir yeteneksizdim. Yavaş yavaş senenin sonu gelmiş, sınavlar bitse bile dersler devam ediyordu. Havalar iyice ısınmış, dersler devam etse bile çoğu kimse okula gitmiyor, devamsızlıklarını kullanıyorlardı. Hocalar da ders işlemiyordu. Gelenler de akıllı tahtadan film izliyordu. Güneşli havayı değerlendirenler futbol, basketbol, voleybol, içerde kalanlar da masa tenisi oynuyordu.

Erkekler telefonla oynuyor, kızlar çorapların çıkması ve eteklerin kısalması ile çekici fotoğraf çekiniyorlardı. Bir kısım bilgisayar odasını kullanıyor, bir kısım da direkt icraatta, şişe çevirmece bahanesi ile öpüşüp elleşiyorlardı. Normalde her ortamda bir ayağım olmasına ve davet edilmeme, hatta deli gibi katılmak istememe rağmen huzursuzdum. Eğlenemiyordum, gülemiyordum. Korkuyordum. Karneme matematik zayıf düşecekti, ne teşekkür, ne takdir alacaktım.

Okula boşu boşuna gidiyor, sadece öğretmenler odasının kapısında titreye titreye hocayı bekliyordum. Hoca çıksa bile utanıyor, konuşamıyordum. Bir gün tüm cesaretimi topladım, titreye titreye içeri girdim. Bu odayı çok az görmüştüm. Şansıma oda boş, hoca da oradaydı. Yanına gittim ufak çekingen adımlarla. Yine yapılı saçları ve keskin parfüm kokusu dikkat çekiyordu. Dar gömleği ile vücut gösterisi yapıyordu. O durumda bile beni etkiliyor, kalbim yüksek çarpıyordu.

Sesim zaten inceyken daha ince ve cılız çıkmıştı, "Merhaba hocam..." derken. Derslerde sessiz kaldığım için kolay aklına gelmemiştim. "Merhaba genç! Özgür'dü değil mi?" dedi. "Evet hocam, Özgür..." diyerek gülümsedim ve "Nasılsınız hocam?" diye devam ettim. "İyiyim Özgür. Tam bahçeye çıkıyordum, bizim sınıfa voleybol sözüm var. Gel sen de, maç sonunda tüm sınıfa meşrubat ısmarlayacağım!" dedi. Utanmıştım, başımı öne eğip teşekkür ettim. "Şeeey... Hocam..." dedikten sonra derin bir nefes alıp konuya girdim. "Sanırım notlarımı düşük vermişsiniz. Onu konuşmak istiyordum..." dedim.

Hoca hemen, "Heee, anladım, sen onun için geldin!" dedi. Resmen bana not dilenmeye gelmişim muamelesi yapmıştı. Haksız da değildi. "Ben vermedim ki Özgürcüğüm, sen aldın! Ne aldıysan onu girdim sisteme!" dedi. Gözlerim dolmuştu. "Ama hocam, karneme zayıf gelecek. Babam beni eve almaz!" dedim. Hoca (Yapacak bir şeyim yok!) der gibi ellerini iki yana açtı ve "Keşke biraz gayret etseydin elimden geldiği kadar yardım ederdim, ama şu an elimden bir şey gelmiyor maalesef!" deyip kalktı ve öğretmenler odasından çıktı. Gözlerimden yaşlar bir bir süzülmeye başlamıştı. Öğretmenler odasını gören banka oturmuş, hüngür hüngür ağlamaya başlamıştım. Hoca gelip geçiyor, bana bakıyor ve görmezden geliyordu.

Evde babam yine akşamları yemekte benden takdir beklediğini ısrarla söylüyordu. Ben de daha açıklanmadığını söylüyordum. Oysa ki tüm notlar belliydi. Tek engel matematikti. Ertesi gün yine gittim. Yine odadan çıkmasını bekledim. "Hocam en azından sınıf içi performans ile biraz yükseltseniz, karneme zayıf gelmese. Gerçekten babamı tanımıyorsunuz..." derken ağlıyor ve resmen yalvarıyordum. Hoca duygu sömürüsü yaptığımı sanıyordu. Günlerim de umutlarım da azalıyordu.

İki hafta boyunca hocanın peşinden koştum. En azından notumu biraz yükseltsin diye. Günlerim hocayı kovalamakla geçiyordu. Hoca benden bıkmıştı. Azarlıyor, o azarlasa da ben peşinden koşuyordum. Bir gün, "Hocam ne isterseniz yaparım! İsterseniz tüm ödevleri baştan yapayım. İsterseniz yeniden sınav yapın, en azından zayıf vermeyin? Lütfen! Babam gerçekten beni öldürecek!" dediğimde ağlayan yüzüme baktı. Belki de ciddi olduğumu gördü. Ama yine birşey söylemeden ve tepki vermeden kızdı ve uzaklaştı. Ben yine öğretmenler odasının karşısındaki demir bankta başımı önüme eğmiş ağlıyordum.

En son notların sisteme girilmesi gereken tarihten son iki gün önce yalvar yakar gittim yanına. Tabii yine notumu yükseltmeyi kabul etmedi. Dersim yine boştu. Hoca yine etrafında okulun en popüler en kısa etek giyen kızları ile voleybol oynuyordu. Oynamaktan çok onları izliyordu. Kızlara kur yapıyor, gülüşüyordu. Camdan onları izliyordum. Spor yapmaları bittikten sonra voleybol oynadıkları bir kızla baş başa konuştuğunu gördüm. Bu kız okulun en popüler, en dikkat çeken kızlarından biriydi ve son sınıftı. Adı Betül idi. Herkes güzelliğine ve tabii fiziğine hayrandı. O da farkındaydı. Kısacık etek giymişti.

İlk başta hocayla oldukça samimi ve gülüşerek sohbet ediyorlardı. Hatta hoca Betül'ün elini tutmuştu. Derken ne oldu anlamadım, konuşmaları sertleşmiş olacak ki ikisinin de yüzü düşmüştü. Betül sinirlenmiş ve kızarak hocanın yanından ayrılmıştı. Betül benim bulunduğum kapıdan içeri geçerken halen söyleniyordu. Beni farketmemişti, ama yanımdan geçerken, "Sapık herif!" dediğini duydum. Sapık herif mi? Hoca acaba Betül'den ne istemişti? Ne beklemişti de Betül böyle sinirlenmişti? Hoca belki okul dışında Betül'den istediğini alıyordu?

Bir grup sınıfta film açmıştı, bir grup ta alt katta masa tenisi oynamaya gitmişti. Herkes gülüyordu. Bense oturdum öğretmen odasının kapısında ağlamaya başladım yine. Hüngür hüngür hıçkıra hıçkıra. Babamdan yiyeceğim dayağı, azarı, yaz tatili boyu cezaları... Gören arkadaşlarım, "Üzülme!" diyordu, ama nafile. Kızlar, "Özgü kız, gözlerin şişti, yeter ağlama, biz de ağlayacağız ya!" diyorlardı. Kızların ismimi kısaltıp Özgü demeleri hoşuma gidiyordu. Özgür ismim uniseks olsa da Özgü daha feminen bir isimdi. Beni rahatlatmak için, "Babanla biz konuşuruz, kızmaz sana! Yazın beraber açığı kapatırız. Hem kalmıyorsun ki, diğer derslerin ortalaman iyi!" deseler de ben babamı tanıyordum, yaz tatilimi zehir ederdi.

Bir yarım saat kadar bekledim öğretmenler odasının yakınında. Babama nasıl savunma yapacağımı düşünüyordum. Hoca sigara içmeye çıkarken beni gördü, yine gözlerim yaşlı, çaresiz. Dikkatli dikkatli bana baktı ve süzdü. Öğretmenler okul sınırları dışında sigara içip geri dönüyordu. Bir 10 dakika sonra geldi. Baktı şöyle bir 30 saniye baktı, ben de yaşlı gözlerle bakıyorum ona. Öğretmenler odasına girdi. Henüz bir iki dakika geçmişti ki, elinde Laptop çantası ile çıktı. Gel işareti yaptı. Koşa koşa yanına giderken önümden yürümeye başladı. Ona yetişmeye çalışıyordum.

Merdivenlerden alt kata indi. Okulun en alt katında en köşede dipte senede belki birkaç kez, belki hiç kullanılmayan iki laboratuvar vardı. Fizik laboratuvarını açıp içeri girdi. Bir umut, herhalde bana tüm laboratuvarı temizletecek diye düşündüm, çünkü içeri girer girmez havasızlığı ve tozu belli oluyordu. Çok uzun zamandır kullanılmamış ve girilmemişti. Herhalde bana deney tüplerini falan sildirecek, toz aldıracak ve notumu biraz yükseltecek diye düşünüyordum.

Masanın ordaki sandalyeye oturdu ve "Eveeeet Özgür!" deyip Laptopunu çıkardı. Karşısında put gibi duruyordum. Not sistemini açtı. Beni aradı listede ve buldu. Profilime baktı, diğer derslerden aldığım notlarıma göz gezdirdi. İncelerken, "Hmmm başarılı. Takdir teşekkür bana mı bağlı? O zaman şöyle bir değişiklik yapalım..." dedi. Birkaç değişiklik yaptı. Sandalyeden kalktı ve "Gel bak bakalım beğenecek misin?" dedi. Yanına gidip Laptopu görmek için masaya yanaştım. Sınıf içi performansımla projeye en yüksek notu girmiş. Matematik notumu da biraz yükseltmişti. En azından zayıf gelmeyecekti.

Sevinçle hocaya teşekkür edeceğimde beni masaya domaltıp arkamdan yaslandı. Arkamda yarağının sertliğini hissettiğimde başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Pantolonun üstünden götümün yarığına sürtünüyordu yarrağı. O an anladım neden buraya geldiğimizi. Beni okulun en dip köşesinde not karşılığında sikecekti. Donup kalmıştım. İtiraz edemiyordum, ki lanet olsun başka çarem mi vardı? Bunu biliyordu ve çok güzel kullanıyordu. Hafifçe doğrulduğumda arkamdan sarıldı ve pantolonunun düğmesini açtı, fermuarını indirdi.

Gözyaşlarım yeniden akmaya başladı. Hoca ise, "Bugün burda beni memnun et, notunu gösterdiğim gibi yükselteyim!" dedi. Sesimi çıkarmadım, ama sukut ikrardan gelirdi. Kabullenmiştim. Biliyordu. Mecburdum. Mecburiyetin yanında biraz merak da vardı aslında. Duygularıma direnmeye çalıştım. Ama o yarrağının sertliği ayrı, notumu yükseltmesi ayrı dürtüyordu. Kendimi bırakmıştım. Ne yapacağımı bilmiyordum. Arkamdan biraz daha sürtünüp beni kendine çevirdi ve "Hadi diz çök güzelim!" dedi. Önünde diz çöktüm. Ona karşı teslimiyetin bir kanıtıydı bu diz çökme.

Yakın geçmişte bu kadın olma isteğime yenik düşüp ablamın kıyafetlerini giymiş, makyaj yapmıştım. O kıyafetler içinde aslında zincirlerim kırılmış, kendimi doğal ve rahat hissetmiştim. Tabii bu arzu bunla sınırlı kalmamıştı. Kadın olma isteğimi tam anlamıyla tatmak istemiştim. Parmaklarımı yalayıp deliğimi zorlamış, hatta çok az sokmuştum. Ama dayanamayıp o şekilde boşalmıştım. Arkadaşlarımın anlattığı gibi de fışkırma olmamıştı. Sadece bir iki damla sıvı akmıştı pipimden. Onlar kadar erkek değildim. Erkek olmayı geç, ruhen bir kadındım.

O deneyimim dışında başka bir şey olmamıştı. Şimdi ilk defa internet dışında, ki internette bile az görmüşken sertleşmiş bir yarak görecektim. Pantolonunu ve boxerini indirdiğinde yarağının erkeksi sert ve mis gibi kokusu beni kendimden geçirmişti. Dimdik heybeti ile karşımda duruyordu. Damarları belirgin, dimdik duran kocaman bir yarak. Kendi pipimi düşündüm. Zaten sevmiyordum. Benimki bunun yanında yok gibi bir şeydi. Dizlerimin üstünde ağzıma vermesini bekleyen, yarak yemek için bekleyen bir orospu gibi hissettim kendimi. Yutkundum. Korkuyordum. Yarağı cüssesi ile doğru orantılıydı. Çok büyüktü. Değil götüme, ağzıma nasıl girecek diye düşünüyorum.

"Hadi mutlu et öğretmenini! Öğretmenin de seni..." dedi. Korka korka küçücük ellerimin arasına aldım yarağını. Çok sertti. Tutunca farkettim ki çevresinde parmaklarım kavuşmuyordu. Notumun yükselmesi için gözlerimi kapadım, ağzımı kocaman açtım ve dudaklarımın arasına aldım. Aldığım gibi, hocadan, "Ohhhh!" diye bir inleme geldi. Birşeyleri başarmanın mutluluğu vardı üzerimde. Bir elimle bacağını tutuyor, diğer elimle yarağını kavramış ağzıma almaya çalışıyordum. Zorlaya zorlaya yarısından çoğunu ağzıma almıştım, ama hepsi sığmamıştı. Boğazıma dayanmıştı koca yarak.

Pornolarda izlediğim kadınlar gibi yalamaya çalışıyor, bir yandan da okşuyordum. Çıkarıyor ve alabildiğim yere kadar tekrar ağzıma sokuyordum. Çıkartıp taşaklarını okşuyor, onları da yalıyordum. Kendimi kadın gibi hissediyordum. Ağzımdayken mavi gözlerimi kocaman açmış yüzüne bakıyordum. Ona bakışımdan mest olduğu belliydi. Bu harika bir histi. Ona zevk veriyordum. "Ohhh, al ağzına!" , "Immm, yala ibnem!" , "Kız gibisin!" , "Ihhh devam et sürtük!" gibi sözlerini duyuyordum. Bu sözler beni kışkırtıyor ve ona ait olduğumu hissettiriyordu.

Ben iyice hızlanmış ve ağzıma sokup sokup çıkarırken, "Tamam dur! Boşalacağım yoksa!" diyerek nefes nefese geri çekildi. Emziği ağzından çıkarılmış çocuk gibi bakıyordum. Aslında boşalmasını istiyordum, çünkü ağzıma sığmayan şeyin götüme girecek olması beni korkutuyordu. Beni ayağa kaldırıp pantolonumu indirdiğinde karşılaştığı sürpriz onu deli gibi azdırmıştı. Üzerimde ablamın hipster külodunu görür görmez, "Dön bakayım şöyle! Belliydi zaten senin ibne olduğun! Madem karı olmak istiyorsun, işini kolaylaşırayım. Götüne koyduğumun orospusu!" diyerek ensemden tutup masaya domalttı.

Başımı masaya yapıştırmış, bir eliyle de külodumu aşağı çekiyordu. "Şuna bak şuna! Bir de dantelli giymiş! Tam fahişe bu! Okulun kızlarından daha kaşarsın!" dedi. İlk defa götümün yanakları arasında bir yarrak hissediyordum. Çok korkuyordum. Resmen deliğime dayanmıştı. Hiç şakası yoktu, girecekti. Birazdan beni geçekten kadın yapacaktı. Yarağın kalın başını bastırıyordu ve resmen ikiye ayrılıyordum. Deliğimin açıldığını, içime sert bir şeyin girdiğini ve yırtıldığımı hissediyordum. Resmen götümü yara yara içime oturtuyordu, "Uuaağğğhh, çok darsın!" diyerek.

Gözümden yaş geliyordu. Omzumdan sıkıca tuttuğu için kaçmayı bırak, hareket dahi edemiyordum. İçime milim milim giriyordu, "Ohhhhh!" diyerek. Not için yarağı yiyordum. En son ter içinde taşaklarını hissettim. Ne yapıp edip dibine kadar, taşaklarına kadar sokmuştu. Götüm dağılmış, resmen parçalanmıştı. Kadın olmak bu kadar zor muydu? Ağlamaklı sesle, "Ne olur durun, yalvarırım hareket etmeyin!" dedim. "Ohhhh, siktiğim en dar kızsın!" dedi. Kızsın? Kız olmuş muydum? Bunu duymak çok onur vericiydi. Beni kız olarak görmüştü. Götümün içinde yarağının damarlarını bile hissediyordum. İçim resmen dolmuştu.

Nefes nefeseydi, "İyi misin? Devam edeceğim!" dedi. Pek iyi sayılmasam da iyi gibi davranmak zorundaydım. En azından içimde olmasına alışmıştım, ama sikmeye başlayınca ne olacaktı bilmiyordum. Masaya domalmış halde kendimi ona bırakmıştım. Belimden sıkıca tutarak içimde gidip gelmeye başladı. Canım çok yanıyordu. Resmen götümün dağıldığı hissediyordum ve incecik sesimle inliyordum. Her kökleyişinde vücudum ileri gidiyordu. Çok utanç verici, ama kız gibi domalmak ve iri kalın bir yarağın götümü yara yara girip çıkaması bir yandan zevk vermeye başlamıştı. Pipimde belli belirsiz bir sertleşme olsa da çok küçük olduğu için sertleştiği belli olmuyordu. O iri yarı kaslı adamın altında erkeksi hiçbir özelliğim yoktu.

Yaklaşık 10 dakika siktikten sonra artık iyice hızlanmıştı. Acı ve zevk arasında gidip gelirken incecik sesimle inleyebiliyordum sadece. Birden sarı uzun dalgalı saçlarımı tuttuğu gibi içime hırıldayarak boşalmaya başladı. Yarak içimde kasılıyor, kesik kesik fışkıran dölleri içimi dolduruyordu...

Boşalması bitip arkamdan çekildiğinde deliğimde bir boşluk var gibi hissediyordum. Deliğim kapanmıyordu. Hoca giyinirken götüme tokat atıp, "Hadi giyin!" dedi. Doğruldum. Döller göt deliğimden bacağıma sızıyordu. Ablamın külodunu çekip pantolonumu giydim. Halen şaşkındım, not karşılığı götümü vermiştim. İstemeyerek de olsa aslında istediğim olmuştu. Laboratuvarın kapısına doğru yürürken zorlanıyordum. Resmen yürüyüşüm değişmişti. Demek yarak yemek böyle bir şeydi. Kadın gibi olmanın nasıl bir şey olduğunu tatmıştım. Acı ve tatlı bir mutluluk vardı. Tam istediğim hayal ettiğim şey değildi belki, aşk yoktu, ama duygular olsa kim bilir nasıl güzel olurdu?

Hoca kapının kilidini açarken, "Eğer yarın da gelirsen notunu daha da yükseltiririm. Ama yarın geleceksen yanında okul eteği getir!" dedi. Donup kalmıştım. "Ama nereden bulacağım?" dedim. "Kayıp eşya deposuna bir göz gezdir!" dedi ve suratıma bile bakmadan kapıyı açıp çıktı gitti.

Yarın gidecek miydim? Kendi isteğimle götümü bir kez daha vermeye razı olacak mıydım? Gitmesem sikilmenin o zevkini bir daha gizli ve güvenilir bir şekilde nasıl yaşayabilirdim? Hoca için de, benim için de gizlilik önemliydi. Onun öğretmenlik benim öğrencilik hayatım söz konusuydu. Yürürken içimdeki döllerin küloduma aktığını ve deliğimde bir sızı hissediyordum. Bu beni kadın gibi hissettiriyordu. Hem notumu yükseltip hem de yaşamak istediğim şeyi bir kez daha yaşayabilirdim. Aslında notumu yetecek kadar yükseltmiştim. Bu sefer not bahaneydi. O yarağı bir kere daha yemek istiyordum!

(Özgür)


Scroll To Top

Seks Hikayeni Paylaş

Gay Seks Hikayeleri

18+ YASAL UYARI:
Kaymakgibi Gay Seks Hikayeleri sitesi 18 yaşından büyükler için seks hikayeleri içermektedir. 18 yaşından küçük iseniz veya bulunduğunuz ülkede erkek siken erkeklerin gay sikiş hikayelerini okumak kanunen yasak ise, bu siteyi derhal terkediniz!

ÇEREZ (COOKIE) POLİTİKASI:
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır. Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Daha fazla bilgi.

Powered by w3.css Copyright © All rights Reserved. The Netherlands. Contact E-Mail: