|
Depoculuk, Ofisboyluk, Tatil! (Aykut 22 Y., Sakarya)
Zeki ve Adnan abiyle
evinde sikiştiğimizi anlayan komşusu, onun da gönlünü hoş
etmem karşılığı beni bir işe sokmuştu ve
artık kalıcı bir işim olmuştu. Bir toptancıda
işe başlamıştım. Orda depo ile üst kattaki raflar
arasındaki bağı kontrol ediyordum. Girdiğim yere beni sokan
adam ordaki depo sorumlusunu tanıyormuş. Depo sorumlusu mafyatik yapılı,
aşırı asabi bir adamdı. Astığım astık
kestiğim kestik bir abi idi. Ama bu benim pek ilgim dahilinde
değildi, çünkü benim işim orda onunla değil, raflarlaydı.
Yine de boş zamanlarımda onun masasının önünde oturuyor,
muhabbet ediyorduk. Birde yardımcısı vardı. hafif kel,
suskun, muhabbeti sevmez biriydi, orda kendi halinde takılır, depo
sorumlumuz Metin abi ne derse onu yapan biriydi. Bu abinin adı da Feyyaz
idi. Birde benim gibi biri daha vardı depo ile raf arası
takılan, ama onunla denk gelemiyorduk. O akşam, ise ben
sabahtım.
İlk
zamanlarda pek bir şey olmadı, herşey yolundaydı. Asansör
olduğu için rafları halletmek pek kolaydı. Gündüz olduğum
için genelde pek raf problemi de olmuyordu. İlk bir ay gayet güzel tertipli
ve kendimi sevdirerek işime devam ettim. Sonraki ay ise beni akşama
aldılar işin ağırlığını anlamam için.
Metin abi genelde akşam üstü gelir, işleri kontrol eder, kapatır
giderdi. İlk iki gün anam ağladı resmen, akşam
yoğunluğunda reyonları rafları dolu tutmak çok zordu. Kapanışa
doğru boşluk oldu, ben de Metin abinin masasının önündeki
sandalyeye oturdum. Telefonumu da sehpaya koymuştum, muhabbet ediyorduk. O
sırada yukarıdan aradılar ve "Aykut'u yolla, raflar
dağıldı, halletsin!" dediler. Ben tabi acele kalkıp
gittim ve yarım saat falan rafları hallettim.
Geri
geldiğimde telefonum Metin abinin masasının üstündeydi, bana
değişik bakıyordu. "Noldu abi?" dedim. "Gel otur!"
dedi ve konuşmaya başladık, zaten kapanıştı ve
artık iş yoktu. "Telefonun çaldı, ben de arayan kimse
yukarıda olduğunu söylemek için telefonunu elime aldım... Serdar
AP diye biri arıyormuş, fotosunda yarak resmi vardı. Sen top
musun oğlum?" dedi hafif sinirli bir şekilde bana bakarak. Ben
de, "Yok abi..." diye geçiştirmeye çalıştım, ama
ısrar etti. Ben de, "Abi, arkadaşım o,
aradığında şaka maksatlı aramızda öyle birşey,
dalga geçiyor yani..." dedim. O da, "Lan oğlum, bak telefonunda
kilit yok, açtım, bir baktım mesaj dolu, önüne gelen 'buluşalım,
sikişelim, ver bana, ücret ne kadar, kaça veriyon' diye sormuş!"
dedi.
Öyle deyince pek
bir tepki veremedim ve "Yarın işten çıkayım o zaman
abi!" dedim. "Gerek yok oğlum, herkesin kendi tercihi, bana
yalan söyleme yeter!" dedi. Ben biraz rahatlamış bir
şekilde, "Sağol abi ya, valla kızacaksın sandım..."
dedim. "Yok be oğlum, bizim de oldu bir iki
kaçamağımız, kimseye deldirmedik ama çok oğlanın
cevizinde izimiz var!" dedi. Ben tabi biraz afalladım, biraz da
başıma geleceklerden çekinerek suskunluğumu korudum. Muhabbet
kapansa da bu iş başıma bir şey açmasa diye bekliyordum.
Derken, "Her
sıkıştığımda yukarıdaki karılara dil
dökeceğime, kalktıkça sana gelirim indirirsin, zaten ücretin de fazla
birşey değilmiş!" dedi. "Abi nasıl olur?"
dedim. "Bana da hayır demezsin herhalde, mesayi
arkadaşıyız burda! Hem yükselmeni de sağlarım, mesai
yazarım bolbol, o şekilde çalışmadan mesai alır
ücretini öyle karşılarım!" dedi. Mecburen, "Olur!"
dedim. "İyi o zaman başla bakalım ilk mesaine!" dedi
ve pantolonunu indirdi. Koltuğuna oturup, "Gel bakalım!"
dedi. Kalkıp önüne gittim ve diz çöktüm. Masasının 3 tarafı
tamamen kapalıydı ve normalden biraz yüksekti, bu iş için
birebirdi. Masanın altında ne yaparsam yapayım
gözükmeyeceğim için masanın altına doğru girdim ve
dizlerimin üstünde yarı kalkık sikni dillemeye başladım.
Çok geçmeden
dillemelerim neticesini verdi ve siki şahlandı. Şimdi beni bir
güzel siker diye beklerken, "Aç ağzını, uzat dilini!"
komutu geldi. Ağzımı açıp dilimi dışarı
çıkardım. Gözlerine bakıyordum, o ise sikini tutmuş
gözlerime baka baka dilime vuruyordu. Birkaç sefer vurduktan sonra sikini
boğazıma yolladı. Ortalamanın üstü uzunlukta bir siki
vardı, yılan gibi, ağzımın içinde ileri geri
yapıyor, ağzımı koridor gibi kat ediyordu. Bir iki kez
vakumlama şansım oldu, sonrasında saçlarımdan asılıp
var gücüyle ağzımı sikmeye başladı. "Ulan sen ne
orospuymuşsun be, sikimi ne kadar rahat alıyorsun, ne karılar
dayanamadı bu ritmime!" dedi. Ben hiç birşey demeden daha iyi
şekilde yüklenmeye başladım.
Yaklaşık
on dakika bu şe kilde beni hırpaladı ve ağzımı
kullandı. Sonra kolları yoruldu herhalde, saçlarımı
bırakıp ayağa kalktı. Ensemden kavrayıp sikini
alabildiğim yere kadar sokup kendini oraya sabitledi ve kalanını
almam için ensemden kendine doğru çekti. Soluk boruma doğru
yolladığından artık emindim. Gözlerim
kızarmış, yaşlar akıyordu. Nefes almak için
ağzımı var gücümle açıyordum, salyalarım çenemden
süzülüyordu. Bir iki dakika zor dayandım ve kendimden
uzaklaştırmak için ittim. Tam nefesimi düzenleyip kendime gelecekken
saçlarımın ön tarafından kavrayıp tavana doğru
baktırdı beni ve o esnada yüzüme doğru boşalmaya
başladı. Tam sayamadım ama en az 8 sefer fışkırdı.
Yüzüm bembeyaz olmuştu kesin, gözlerimi zor açıyordum, kirpiklerim
bile dölle dolmuştu.
Sonra koltuğa
oturdu. Pantolonu aşağı kadar inmişti ağzımı
sikerken. "Şimdi git yukarda yüzünü temizle!" dedi. "Abi böyle
nasıl çıkayım, bir peçete ver." dedim. "Yok, gerek yok,
lavabo zaten asansörün solunda, üst katta, çık yukarı!" dedi. O
ara asansör çalıştı, ben de cebimdeki bir kağıtla
ağzımı yüzümü sildim. Asansör açıldı, Feyyaz abi içeri
girdi, "Noldu oğlum, bu ne hal?" dedi. Metin abi, "Yok birşey,
gel sen!" dedi. Feyyaz abi çekildi, ben asansöre binerken Metin abi
pantolonunu topluyordu. "Evde problemler varmış, ona
ağlanıyordu..." falan gibi arkamdan söyleniyordu. Ama eminim
Feyyaz birşeyleri anlamıştı...
O günden sonra
nezaman siki kalksa, beni çağırıp indirttiriyordu, tabi fazla mesaimi
de yazıyordu. Günlerim böyle geçerken, benimle alakası olmayan
sebeplerden dolayı olaylar patlak verdi ve 3 depocu işten kovuldu. Ben
de tek kaldığım ve o tayfanın yakın arkadaşı
olmam nedeniyle ayrıldım işten...
Aradan birkaç
geçmiş, cebimdeki para azalmıştı. Yeni iş aradım,
ama zaten Sakarya'nın kanayan yarası olan işsizlik sadece
fabrikaların potansiyel iş oluşu benim işsiz kalmama neden
oldu. Ben de biraz götümün kaşıntısı, biraz da para bulurum
niyetiyle, sosyal medya hesabıma girip gelen mesajlara cevap yazmaya
başladım. Herkes ya beleşçi, yada iki gitgel için yanına
gitmemi istiyordu, yani beklentimi kimse karşılamaz oldu.
Derken 52 yaşında
biri mesaj attı. "Takılalım!" gibisinden
yazıyordu. "Yerin var mı, ölçülerin, yaşın nedir?"
gibi klasik soruları geçtik. Yerimin olmadığını
söyledim. O da bürosu olduğunu, akşam 19:00'den sonra boş
olduğunu belirtti. Ne iş yaptığını sorunca,
avukat olduğunu söyledi. Ben de, "Yanında çalışmak
için eleman arıyor musun?" dedim. "Hayır, tek
başıma çalışıyorum, sadece bilgisayardan anlayan genç
birine ihtiyacım var, işlerimi düzenleyecek biri!" dedi. Ben de
bilgisayar programları ile ilgili çok detaylı bilgim olduğunu ve
ofis işlerini iyi kavradığımı söyledim. "Gel bir
gün deneyelim, hem de karım olursun!" dedi. Ona, "Maaşımdan
ayrı olarak posta başı ücret alırsam olur!" dedim. "Gel
konuşuruz, burası akşam üstü boş olur!" dedi.
Akşam 18:00
de gittim. Stajer iki kız vardı, belli ki avukatlık için bu
adama katlanıyorlardı. Onlar ben geldiğimde çıkıyordu.
Merhabalaştık ve ben içeri geçtim. Adama adımı söyledim. Hoşgeldin
muhabbetinin ardından bir sigara yaktı ve "Ne istiyorsun
şimdi söyle?" dedi. Ben de koşullarımı söyledim. Paramı
verdikten sonra her yola geldiğimi anlattım. Adamla biraz
konuştuktan sonra maaşımı da asgari ücretin biraz üstüne
anlaştık. Sex konusunda da tekrardan uyardım. Ama o akşam
bir şey olmadı ve ben eve geçtim.
Ertesi gün sabahtan
hazırlandım işe gittim. "Kızlar bu gün 12:00'de
gelecek. Benim ufak işlerim var gelen olursa, buraları halledersin,
masam senin!" dedi. Gittikten 2 saat sonra geldi, saat 11:00 gibi
falandı. İş şartlarının sert olması insanların
durumları onu çok geriyormuş. "Gel seni biraz stres atmak için
kullanayım, negatif enerjimi senle atayım!" dedi. Ben de, "Para
peşin!" dedim. Çıkardı bir miktar para verdi ve "Sen
hesabını tut!" dedi. Oturduğu koltuktan bile kalkmadan
sikini çıkartıp sallayarak, "Gel kaldır!" dedi. Tam
kalkıp yanına gidecekken kapı çaldı, adam toparlandı. Bana,
"Sen git iki saat izin yap, kartımı al, sexy birşeler al
kendine, çekici olsun, akşam üstü kullanacaksın!" dedi. "Tamam!"
deyip çıktım bürodan.
Büronun hemen
karşısında caddenin başında bulunan iç
çamaşır satan mağazaya girdim. Kız arkadaşıma
aldığımı söyleyerek birkaç şey aldım, spor südyen,
vücut çorabı, südyen içi destek gibi, sonra paketlettim ve büroya gittim. O
gün akşama kadar büroyu düzenledim. Akşam kızlar
çıkınca, "Hazırlan gel odama!" dedi. Gittim ve büronun
tuvaletinde giyindim. Odaya girdim, tekrardan sikini çıkardı. Sallayarak,
"İşinin başına geç bakalım! Dizlerinin üstüne çök
köpek gibi gel!" dedi. Dizlerimin üstünde emekleyerek yanına gittim. Ellerimi
sikine dokundurmadan ucundan yalaya yalaya ağzıma aldım, sonra da
vakumlayarak emmeye başladım.
Beş dakika
yumulduğum yarak dikilmiş, kocaman parlak başı şeker
gibi yalanmayı bekliyordu. Dayanamayıp tekrar saldıracakken
ayağa kalktı ve "Daha iyi yala böyle!" dedi. Başımın
üstünde iki elini birleştirip ağzımda ağır
ağır git gel yapmaya başladı. Ağzımdan akan sular
göğüslerimi ve ordan aşağı akarken ben de vücut çorabı
üstünden göğüs uçlarımı sıkarak iyice zevke geliyordum. Derken,
"Yeter bu kadar, geç şu kanepeye!" diyerek masanın
karşısındaki kanepeye yönlendirdi beni. Daha arkamı dönüp
emeklerken sağlam iki tokat vurdu götüme. Kanepeye ulaştım. Eline
tükürüp sikine sürdü ve ardından ayakkabılarını
çıkarıp üstüme bindi. Sikini hiç bekletmeden götüme geçirdi. Derinden
ve yüksek sesle bir, "Ahhhh!" ile başladı sikişimiz...
Bunun
karşılığında ben de en içten arzularımla inliyordum.
Acıdan zevke dönen göt deliğimin esnemesi beni resmen ereksiyon
haline getirdi. Sürekli götüme tokatlar vurup, ucuna kadar sikini
çıkarıp tekrar sokuyordu. Uzunca bir süre bu şekilde sikti beni,
sırtıma ve omuzlarıma ter damlıyordu. Benim de sikim
kazık gibi olmuştu. Aldığım zevkten ve darbelerin
sertliğinden sallanan sikim göbeğime vurup duruyordu. Ne kadar zaman
geçti bilmiyorum ama, "Yoruldum lan orospu, bacaklarımda güç
kalmadı, otur kucağıma!" dedi ve götümden çıkıp
kanepeye yayılarak oturdu.
Ben de
bacaklarımı birleştirip, götüme yerleştirip sikinin üstüne
oturdum. Bir süre bu bana keyif vermese de sikimin bacaklarımın teri
ile bacak aramda gidip gelmesi ve sikicimin belimden tutup alttan sert sert
pompalaması beni iyiden iyiye azdırmıştı. Şuh bir
kadın edasıyla, "Ohhhh!" diye bağırıyordum. On
dakikanın sonunda soluksuz sikilmenin verdiği hazla ben onun
kucağında göğüs uçlarımı mıncıklatarak ve
eğilip kalkarak boşalmaya başladım. Titrememden
anlamış olacak ki, belimden sıkıca tutup dipleye dipleye köklemeye
başladı alttan. Zevkime zevk katmasının
karşılığını vermeliydim. Ben
boşaldıktan sonra beni kanepeye uzatıp bacaklarımı
omzuna aldı ve kendi de kurbağa gibi üstüme çıkıp, yeri
delen bir iş makinesi gibi beni delmeye başladı. Mükemmel bir
bel gücü vardı.
Ben boşalmama
rağmen halen daha kendimi azgın ve bir kadın gibi
hissettiriyordu. Ama daha fazla dayanamadı iki üç dakika siktikten sonra
tam boşalmak için içimden çıkacakken, onu belinden tutup kendime
doğru çektim ve içime boşalmasını sağladım. Bacakları
titriyordu boşalırken. Ben de altında götümü oynatarak sikini
içerde rahat bırakmıyordum. "Sonunda gerçek bir karı
buldum!" deyip üstümden indi ve tuvalete gitti. Ben de ter içinde
kalmıştım ve biraz dinlenip toparlanmaya
çalıştım. Saat 19:00'u biraz geçmişti. Giyindim ve evime
gittim.
Bu şekilde
iki ay çalıştım. Ama Temmuz ayında işten
ayrıldım. Çünkü artık, "Maaşlı
çalışanıma birde bu iş için para mı
ödeyeceğim?" deyip, beni sikmeye para vermek istemedi. Ben de,
"Bu şartlarda olmaz!" deyip işten ayrıldım.
Sonrasında beni çok çağırdı ama ben gitmedim...
Daha sonra kendime
bir çadır aldım, büyük boy, içine bir yer yatağı ve ofiste
de evde de kullandığım özel eşyalarımla tatile gittim.
İnsan kaynıyordu her yer. Ben tatile tam teçhizat gittiğim için
kimseye ihtiyacım yoktu, sadece sohbet edebilmek için normal
hayatımdan arkadaşlarımı çağırdım. Onlar da
iki üç gün kalıp gittiler. Ben de, deniz, duş, market, çadır
olarak tatilimi yapıyor Sakarya'nın boğuk havasını
üstümden atıyordum. Yan çadırdaki komşu eski bir kanepe
getirmişti, giderken bana bıraktı...
Canım
sıkılıyordu. Sosyal medaya hesabımda bir paylaşım
yaptım, tatilde olduğumu belirten, ayrıca yatağın
içinde vücut çoraplı bir resmimi paylaştım. Mesaj yağmuru
gelmeye başladı. Sıkıntımı bu mesajlara cevap
vererek gideriyordum. Derken eski sikicilerimden Adnan abi yazdı,
"Nerdesin?" diye. Ben de, "Sahildeyim!" dedim. Adnan abi, "Geleyim
mi yavrum?" dedi. "Olur!" dedim. Çadırın yerini konum
attım, çadırın fotosunu da paylaştım. Denizden
çadıra geçtim ve hazırlanmaya başladım. Deliğim zaten
genişti, daha işten ayrılalı 2 hafta olmuştu. Yatağa
uzandım ve beklerken, sıcaktan ayrıca denizin
yorgunluğundan uyuya kalmışım...
Derken üstümde bir
baskıyla uyandım. Adnan abi gelmiş, çadırı bulmuş,
içeri girip soyunmuş, sikini kaldırmış, götüme sürtüyordu. "Lan
orospu burayı da kerhaneye çevirdin öyle mi?" dedi. "Evet
aşkım, burda da mesleğimi icra edip burdakilere kadın nedir
göstereceğim!" dedim ve götümü ona doğru itmeye, oynatmaya
çalıştım. Siki tam deliğime denk gelmiş, kuru kuru
sikmeye çalışıyordu beni. Hemen götümü yana yatırıp
kurtardım deliğimi. "Noldu?" dedi. Ben de, "Bu
şekilde olmaz, ıslat!" dedim. Tükürdü eline ve göt deliğime
yedirdi. O sırada baktım yastığımın kenarına
parayı atmış bile. Paramı almış olmanın
şevkiyle orospuluğumu daha iyi icra etmeye başladım. Götümü
havaya doğru diktim.
Adnan abi zaten
kemik gibi olmuş sikini bir hışımla götüme soktu. Altta ben,
üstte o, inim inim inleyerek, orta hız bir ritimle zevk dolu anlar
yaşıyorduk. Ancak Adnan abinin geliş sebebi belliydi, hareketlerinden
ve tavrından anlıyordum. Sikerken, normalde zevk almak ve zevk vermek
sikişi uzatmaya çalışan adam yerine, sonuna kadar sert sert kökleyip,
bir an önce boşalmayı düşünen adam vardı üstümde. Daha on
dakika olmuştu ki, ben, "Pozisyon değiştirelim!"
dedim. Adnan abi, "Sonra yaparız onu yavrum, geliyorum!" dedi. Altında
götümü dansöz gibi kıvırarark sikini seri şekilde içimde
oynatmasını sağladım. Bu hareketi severdim, çünkü
boşalan erkeğin siki çok hassas olur. Ben hareket ettikçe inim inim
inliyordu. Aldığım paranın
karşılığını verdiğimi düşünüyordum. Adnan
abi boşalıp üstümden kalktı. Giyindi, lavobaların yerini
sordu. Gösterdim. "İki üç gün sonra gene gelirim!" dedi. "Tamam!"
dedim ve yolladım.
Ardından
telefonumu elimde aldım. Mesaj sayım çoktan +99 olmuştu. Hepsi
de gelip beni sikmek istiyordu. Ben iki hafta tatil yapar dönerim diyordum. Ama
madem ki böyle bir talep var bana tatilde, ben de tatilimi uzatmaya karar
verdim :)
[Aykut]
|